Hep giyime giysilerin dili, psikolojisi ve giyim kuralları açısından yaklaştık. Bu sefer gelin giyim olayını bambaşka bir yönüyle ele alalım. Estetik, sanat ve giyim ilişkisine değinelim.
Hiç yoğun günlük çalışmaların arasında fırsat bulup özellikle görsel sanatın hayatımızda ne kadar önemli rol oynadığını, yaşamımızı nasıl zenginleştirdiğini düşündünüz mü? Belki bir çoğumuz için sanat özel bir yetenek alanıdır, biz yaşam tercihlerimizi çoktan başka bir yönde yapmışızdır, dolayısıyla zaman zaman katıldığımız faaliyetler dışında günlük yaşamımızın içinde sanatı pek de düşünmeye vaktimiz yoktur. Oysa görsel sanat sadece müze ve sergilerde gördüklerimizle kısıtlı değildir. Sanatı kullanarak günlük yaşamımızı zenginleştirebiliriz. Burada bir parantez açarak her sanat parçasının estetik olarak duygularımızı tatmin etmek zorunda olmadığını, ama biz bugünkü konumuz gereği konuya sadece estetik açıdan bakacağımızı belirtelim.
Emek verilerek tasarlanan, hazırlanan objelerin aslında hepsinin bir bakıma birer sanat eseri olduğunu kabul edebiliriz. Bir an için düşünün, her biri “Mona Lisa” olmasa da, yaşam içinde irili ufaklı, birileri tarafından tasarlanmış, değişik parçaları sürekli kullanmıyor muyuz? Tamam belki kullandığımız bu parçaların sanat eseri olduğunu düşünmek size biraz iddialı gelebilir, ama bir kez de bu objelerin beğeniniz doğrultusunda özenle seçilmiş parçalardan olduştuğunu ve bu şekilde yaşamınızın nasıl zenginleşebileceğini düşünün. Yaptığımız, kullandığımız her şeye sanatsal ve/veya estetik açıdan bakmak mümkündür, böylesi bir yaklaşım da mutluluk seviyemizi kesinlikle arttırır.
Güzelliği yorumlarken iki kavram kullanırız; estetik ve zevk. Kabul etmek gerekir ki özellikle zevk eğitimle ilişkilidir, üzerinde zaman harcandıkça gelişir. Hatırlarsanız bir önceki bültende Paris şehrinin sırrını bir açıdan da Parislilerin sanatı alabildiğine yaşamlarının içine sokmuş olmalarına bağlamıştık. Şehrin köklü kültürel tariihinin nasıl da yeni ziyaretçileri dahi etkilediğini belirtmiş, sözü çevremizde mini bir Paris yaratmak elimizde diye bitirmiştik.
Evet, sanatı daha fazla yaşamımızın içine sokarak çevremizi değiştirebiliriz. Bunun için de mümkün olduğu kadar etkinliğe katılmak önemlidir ama daha da önemlisi bizlerin sadece izleyen değil aynı zamanda ufak sanatsal uygulamalar içine girebilmesidir. İlle de beste veya resim yapmak zorunda değiliz. Ufak tefek el işlerini de estetik yaklaşımla yapabiliriz. Örneğin çiçekleri dizmek, yemek yapmak, masayı süslemek vb. Bunların hepsi göze hitap eden ufak sanat faaliyetleri olabilir. Siz yapamıyor olsanız bile güzel çiçeklerin görünüşünü, özenle hazırlanmış bir masada yemek yemenin verdiği keyfi düşünün. Her gün yaptığımız sıradan işlere bir anlam kazandırmak da pozitif psikolojinin önerilerinden biridir. İnce detaylara dikkat etmek yaşam kalitemizi geliştirir.
Bir de giyimi ele alalım. Her gün değişik renk ve şekillerde, değişik parçaları kendi üzerimizde bir araya getirerek oluşturduğumuz giyimimizle çevremizdekilerin gözüne hitap etmiyor muyuz? İyi göründüğümüz zaman kendimizi iyi hissederiz, bunun bir nedeni de görsel açıdan estetik tatmin duygusunun verdiği poziitif enerjidir. Evet giyim dili, giyim psikolojisi ve giyim kuralları vardır, ama iyi giyinmek de bir sanattır. Her sanat dalında olduğu gibi, bu sanatı da kuralları bilerek ama mutlaka kendi yorumumuzu ekleyerek kullanmamız önce bizi sonra da çevrenizi olumlu yönde etkileyecektir.
Giyim malzemelerinin kendileri başlı başına bir sanat parçası olabilir, ama iyi giyinmek ayrı bir sanattır. Burada önemli olan tek başına pahalı bir parça ile değil, değişik malzemelerin bir uyum içinde bir araya getirilerek resmin bütünlüğünün sağlanmasıdır. Denge ve uyumu yakalamak tüm sanat dallarında olduğu gibi giyimde de esastır.
Kişisel uyum, renk ve şekiller resmin bütününü oluşturur tabii bir de işin içerik kısmını unutmamak kaydıyla... Daha sonraki bültenlerde biraz da bu yönleri detaylandırmaya çalışacağım.
İyi hafta sonları dileklerimle,
Ikbal Oakley
Tel: 0212 2397056
GSM: 0532 4366696
www.ikbaloakley.com
|