Sevgili House of Colour Dostları,
Bir yaz tatilinin ardından hep birlikte yeni dönem hedefleri ile birlikte sonbahar kış sezonunu açıyoruz.
Yeni döneme girerken sizler için aşağıda markalaşma ve kişisel marklaşma ile ilgili bir derleme hazırladım. Ilgiyle okuyacağınızı sanıyorum.
Sevgi ve Saygılarımla,
Ikbal Oakley
Tel: 0212 2397056 / 0532 4366696
www.ikbaloakley.com
Hikayeniz Gerçeğe Uygun Olsun!
Seth Godin’in “Tüm Pazarlamacılar Yalancıdır” kitabını markalaşma ile ilgisi olan herkesin okumasını öneririm.
Seth Godin kitabında; pazarlamacıların aslında yalancı olmadıklarını, fakat çok iyi hikaye anlattıklarını söylüyor. Kitaptaki hikaye benzetmesini vizyon, değerler ve ürün fonksiyonu çerçevesinde oluşturulan ürün ambalajı ve iletişim stratejisi olarak tanımlayabiliriz. Godin anlatılan hikayenin toplumun bir bölümünün dünya görüşü ile uyum sağlamasını, duyguları motive etmesi gerektiğini ve en önemlisi de, gerçeğe uygun yani otantik olması gerektiğini belirtiyor. Bu noktada yalancılığı ve sahtekarlığı ayırmış. Negatif duyguları kullanan, gerçeklere aykırı, bulunduğunda tüketicileri aptal konumuna düşüren yalanlara sahtekarlık demiş. Pazarlamacıların bu hataya düşmemelerini, insanların kendilerini iyi hissetmesini sağlayacak, gereçeğe uyan hikayeler yazmalarını önermiş. Güzel hikayelerin başarılı ürünleri ve markaları yarattığını da kitabı boyunca örneklerle anlatmış.
Sizce kişisel markalaşma sürecinde de aynı şey geçerli olmalı mı?
Aslında kişisel markanın kurumsal marka ile karşılaştırıldığında önemli bir farklılığı var. Şöyle ki; başarısız bir marka girişiminin sonunda ürün piyasadan kalkar, kurum devamlılığını sürdürmeyebilir ama kişisel marka açısından konuya baktığımızda markamızla yaşamaktan başka bir seçeneğimiz olmadığını görüyoruz. Ne yaparsak yapalım, hepimiz bulunduğumuz çevrede bir markayız; pozitif, negatif veya nötr ama hepimizin bir markası var.
Çevremizde oluşturduğumuz markanın bize uygun olup olmadığı ise öncelikle araştırmamız gereken bir konu. Profesyoneller ve girişimciler olarak markamızı tanımlama konusunda zamanında ve disiplinle hareket etmezsek, markamızın bizim için başkaları tarafından tanımlandığını görürüz. Ne var ki bizim kontrolümüz dışında bize yakıştırılan marka genellikle bizim seçmek istediğimiz değildir... İşte bu nedenle doğru olan başkalarının bizi tanımlamadan bizim kendinizi tanımlamamızdır. Kişisel marka stratejimizi gecikmeden oluşturmamız önemlidir.
Marka stratejimiz ise kısaca değerlerimiz, kişiliğimiz ve hedeflerimiz üzerine oluşturacağımız, Seth Godin’in kitabında belirttiği gerçek hikayemizin pazarlamasıdır. Uzmanlara göre kişisel markanın dört bileşeni var; kişiliğiniz, görünüşünüz, yetkinlikleriniz ve farklılığınız. Her bireyin çevresinde oluşturduğu izlenim bu kriterlerin bileşiminin sonucundaki algılamadır. Başka bir açıklamayla çevremizde soyut ve somut olmak üzere iki düzeyde algılama (marka) oluşturuyoruz. Somut;topluma sunduğumuz yaptığımız iş ile ilgili avantajlar, soyut ise çevremizde uyandırdığımız pozitif hisler ve güvendir.
Güven dış görünüşte istikrarla başlar. Dış görünüşümüzün ve imajınızın tüm bileşenlerinin bir bütünsellik içinde istikrarlı olması ve kişisel hikayemizle, yani söylediklerimizle uyum göstermesi esas prensip olmalıdır. Bizi başka larından ayıran özellikleri belirlememiz, tavır ve davranışlarımızla, stilimizle, modayı kendi yorumlayış şeklimizle şahsiyetimizi dış dünyaya tanıtmalıyız.
Kurumsal markalaşma süreci için düşünüldüğünde ise:
Greg Norman “ Başarımız markayı nasıl pazarlayacağımızı bilmemizin ve markayı en iyi temsil edecek kişilerle çalışmamızın direk sonucur” diyor.
Kurumsal markamızın en iyi şekilde temsil edimesi için marka temsilcilerinin bir bütünsellik içinde marka değerlerini en iyi temsil eden bireylerden seçilmesi, kurumsal ve bireysel markanın örtüşmesini sağlayacak eğitimlerle desteklenmesi gerekliliği unutulmamalıdır.
House of Colour olarak verdiğimiz kurumsal imaj eğitimleri de giyimde bireysel değerlendirmeleri ve giyim dilini içerdiği gibi, kurumsal kültürle kişisel sunumun nasıl birleştirilmesi gerektiğini anlatmakta, kişisel sunumun tüm bileşenlerini kapsamaktadır. Genellikle “Profesyonel İmaj Yönetimi” diye isimlendirilen bu eğitimlerin kapsamını “Kurumsal Markalaşma sürecinde Kişisel Marka Yönetimi” olarak tanımlamak da doğru olacaktır.
Kişisel marka konusuyla ilgili son zamanlarda okuduğum bir kitapta rastladığım aşağıdaki karikatürdeki ilk dört basamağın eğitimlerimizin içeriğini en güzel şekilde özetlediğini düşünüyorum... |