Yaşadığımız çevre duygularımızı etkiler. Yani yaşadığımız ortamdaki kişilerin yaklaşımı, tavır ve davranışları, ilgi alanları, bulunduğumuz ortamın dekorasyonu vb. bir çok faktör duygularımızı etkiler.
İş yerinde de daha neşeli, enerjisi ve motivasyonu yüksek bir ortamı hangi yönetici istemez? O zaman ofis ortamında duyguları etkileyen faktörlerin ne olabileceğini bir düşünelim? İş yerinin dekorasyonu ve renkleri etkenler arasındadır ama bunlar kısa süreli ve aşılabilecek konulardır. Asıl önemli olan kişilerin tavır, davranış biçimi ve yaklaşımdır.
Şüphesiz yöneticilerin çalışanlarına karşı yaklaşımlarının belirleyici olduğu söylense de, çalışanların birbirlerine ve kuruma karşı tavır ve davranışları da önemlidir. Tavır ve davranışlar bulaşıcıdır. Örneğin olumsuz tavırlı bir kişi ofis genelinde olumsuz tutumun yayılmasını sağlayabilir. Çoğu kurum da bu gerçeğin bilincinde olduğu için, her yıl çalışan personelin kişisel gelişim eğitimlerine yüklü bütçe ayırmaktadır.
Bir diğer önemli etkenin iş yerindeki giyim tarzı olduğunu, giyimin duyguları, dolayısıyla tavır ve davranışları etkilediğini, hatta giyimin kendisinin bir yaklaşım biçimi olduğunu hiç düşündünüz mü? Örneğin; giderek yaygınlaşan “serbest giyim” uygulaması da bir bakıma giyimin duygular üstündeki etkisini kullanmak için değil midir? Sonuçta amacımız iş yerlerini daha keyifli bir ortam haline getirmek ve çalışanları memnun etmek...
Tabii bu uygulama duyguları olumlu etkilediği gibi, olumsuz da etkileyebilir. Nitekim “serbest giyim” uygulamasına geçen şirketleri yakından incelediğimizde bir çok yönetici ve çalışanın sonuçtan nedense pek de memnun olmadığını görüyoruz.
Nasıl oluyor da çalışanları memnun etmek, ortamı neşelendirmek amacıyla getirilen bir rahatlık zaman zaman rahatsızlık verebilecek bir noktaya geliyor? Duygular neden olumsuz etkilenebiliyor?
Bu sonucun aslında üç nedeni var. İlk ikisini ünlü antropolojist Pearl Binder “Dressing Up, Dressing Down” kitabında, aşağıda nedenlere göre yinelediğimiz alıntıyla özetliyor.
Birincisi:
“Giysiler insan vücuduna temas eden en yakın şey olması nedeniyle öncelikle giyenin hislerini etkilemekte.....”
Yani giyimin kişisel moral üzerindeki etkisi: Giyim ilk önce giyenin kendi moralini etkiler;
Sabah aynadaki görüntünüzden memnun olduğunuz günler kendinizi iyi hissederek evden çıkarsınız, gün boyu aldığınız olumlu geri bildirimlerle özgüveniniz ve moraliniz daha da artar. Tabii bu durumun tersi de olabilir, kendinizi kötü gördüğünüz günler nedense her işiniz de ters gider?
Honore de Balzac bu döngüyü keskin bir dille; “Giyime özen göstermemek moral intahardır” diye özetliyor.
Çevrenizde etki yaratmak istemediğiniz, ofise ziyaretçi dahi gelmediği günlerde de giyiminizi seçerken giyimin moral etkisini düşünmeniz önemle tavsiye edilir.
İkincisi:
“.....aynı zamanda da diğer kişiler tarafından da giyenin bir parçası olarak algılanmaktadır. Bu nedenle tarihin her evresinde giyimin insan hayatında vazgeçilmez rol oynadığını görüyoruz. Kim olursa olsun insanların kazanan tarafta olma isteği giyim tarihinin yönlendirici gücü olmuştur.” Pearl Binder
Kişisel Etki : Giyimimiz çevremizde yarattığımız etki üstünde önemli rol oynar;
Şüphesiz, sadece müşterilerimiz değil iş arkadaşlarımız üzerinde de saygın bir etki bırakmak isteriz.
Ofis ortamında kazanan tarafta görünmenin kolay giyim tarzı takım elbisedir. Serbest kıyafet veya “smart casual” ile saygın görünmenin zorluğu bir yana, maliyeti de oldukça yüksektir.
Üçüncüsü ise Giyimin ortamın enerjisi üzerindeki etkisidir
Kişilerin giyimi bulundukları ortamın enerjisini etkiler;
Alışılagelmiş dışında giyinmenin yarattığı etkiyi canlandırmak için bir an plajda takım elbiseli insanların yaratacağı etkiyi düşünün. Ya da kapısından içeri girdiğiniz restoranda uygunsuz kıyafette insanların olması siz de nasıl bir reaksiyon uyandırır?
Ofis içinde de serbest kıyafet günlerinde kurallar çok açık konulmazsa, seçilen tarz çeşitliliğinden dolayı ofis ortamının etkilenmesi kaçınılmaz olup, bu etkileşim farkında olmadan da çalışanların tavır ve davranışlarına da yansıyabilir.
Dolayısıyla iş yerinde serbest giyimi seçen kurumların ve çalışanların hatırlaması gerekli bir kaç nokta şöyle özetlenebilir:
Serbestliğin sınırlarının belirlenmesi gerekir
- Ofis içinde çalışanların tavır ve davranış problemi varsa kıyafet yönetmeliğine bir göz atmanızda yarar olabilir
- Çalışanlar, giyimin önce kendi moralleri üzerindeki etkisini hatırlayarak tarzlarını belirlemeli ve bu tarzda şık görünmek için önemli bir kaç giyim malzemesine yatırım yapmalıdır
Giyimin duygusal etkisi üzerine son söz de, geçenlerde televizyonda tekrar seyrettiğim Mankiewicz’in 1963 yapımı Kleopatra’sından:
Antonius: “Hıh, kraliçe! Kleopatra kraliçeymiş!... Neymiş kraliçe? Üstündeki giysileri çıkar, çıplak bir kadın kalır geriye!”
Rufius: “Aman efendim, sakın bunu generallerinizin yanında söylemeyin. Onlar da silahsızken çırılçıplak olduklarını bilirler ama bilinsin istemezler.”
İkbal Oakley
www.ikbaloakley.com
Tel: 0212 2397056
Gsm: 0532 4366696
|