Şubat 2009 Bülteni
 
 
 
Bir çoğunuzun bildiği gibi daha önce önemli bir marka için kalite yöneticiliği yaparken şimdi “ kişisel markalaşma” alanında eğitim veriyorum ve uzmanlık alanlarımdan birisi de “kişisel imaj”. Her ne kadar uzun yıllara dayalı kurumsal hayatımın ardından çok farklı bir sahaya geçmişim gibi görünse de iki konu arasında o kadar çok benzerlik var ki... Kişisel markalaşma özünde  etik değerler, farklılık, profesyonellikte mükemmellik ve görünüşün birleşimidir, kişisel kaliteyi simgeler. Eğitimlerimi kurumsal deneyimim, kalite ve imaj alanındaki uzmanlığımla  insanların yaşamında fark yaratabileceğime inanarak veriyorum. Aşağıdaki yazı kişisel markalaşma kavramıyla  yaşamlarda nasıl fark yaratılabileceğini anlatmak için yazılmıştır.
 
Kişisel Markalaşma ve İlkeleri
 

Kişisel markalaşmayı bir yaşam felsefesi gibi uygulamak ve yaygınlaşmasını sağlamak kişisel başarının yanısıra bir toplumsal sorumluluktur. 

 

Bazı sözcüklerin, özellikle anlamları pazarlama ve satış da uygulamaya da uygunsa, çok değişik yönlerde kullanılabilmeleri nedeniyle bir süre sonunda yozlaşmaları ve yanlış anlaşılmaları kaçınılmaz olur. “Kişisel markalaşma” da toplumumuzda hızla bu aşamaya gelen kelimelerden biri;  Bir çok kişi de, sanırım bu nedenden dolayı, markalaşma terimini kullanmaktan ısrarla kaçınmakta. Geçenlerde  okuduğum bir makalede de yazar markalaşma yerine, farklılık ve farkındalık yaratmak gibi iki kavram kullanmış. Aslında farkındalık yaratmak doğru olsa da işin duygusal yönünü yeterince açıklamadığı gibi kişisel başarı için de yeterli değil.

Dikkat edin, toplumumuzda farklılıkları ile farkındalık yaratan o kadar çok kişi olmasına rağmen, bireysel markalaşmayı gerçekleştiren lider, ünlü ve kişi sayısının azlığı dikkat çekicidir. Bu durumun önemli bir toplumsal sorunumuz olduğunu hiç düşündünüz mü? Kişisel marka kişisel kaliteyi simgeler. Bugün üst yönetimden başlayarak tüm profesyonel çalışanların bireysel markalaşmayı anlayarak bir yaşam felsefesi yapmasının, uygulayarak çevresinde yaygınlaştırmasının bir toplumsal sorumluluk olduğuna inanıyorum.

Bireysel markalaşma için şöhret olmak gerekmez ama konunun toplumsal yönünü anlamak için markalaşmayı başarmış ünlülerin hikayesi incelenir. Gelin biz de masala benzeyen bir öyküyle başlayalım; bireysel markalaşmanın en çarpıcı ve popüler örneklerinden biri olan, Galler Prensesi Diana’nın  öyküsüyle;

Hatırlarsanız Diana zamanında “kraliyetin değil, gönüllerin prensesi olmak istiyorum” dedi ve açık sözlü, yardımsever kişiliği ile kuvvetli yanlarının yanı sıra zayıflıklarıyla da benzerlerinden farklılaşarak kendi markasını oluşturdu. Acıklı sonu ismini unutulmaz yapsa da, o daha ölmeden çok önce markalaşmasını gerçekleştirmişti. Neydi Diana’yı marka yapan özellikler? 

Diana asil olmasına rağmen, zayıf yönlerini hiç bir zaman saklamadı. Daima olduğu gibi görünmeye özen gösterdi. Bu özelliği de onu sıradan insanlara yaklaştırdı. Kraliyet ailesinin diğer fertlerinden en büyük farkı  açıklığı ve nezaketinin içtenliğiydi; yardım severliği ve çocuk sevgisi ise en büyük özelliğiydi. Evlenmeden önce dadılık yaparak para kazanan bir asildi, daha sonra da kendini hayır işlerine adayarak ve her zaman mükemmel bir anne olmaya özen göstererek değerlerini  tutarlılıkla eylemlerine yansıttı. Başlangıçtaki, ona  ait olmayan “pamuk prenses”  görünüşünü de zaman içinde değiştirip kendi stilini yaratması markalaşmasının önemli bir parçasıydı.

Şimdi Diana’nın yaptıklarını, başka bir boyutta, kendi yaşamımızda nasıl uygulayabileceğimizle ilgili inceleyelim:

    Bugün dahi Diana’nın adını duyunca  sevgi dolu bir hüzünle dolmuyor muyuz?  Markalaşma duygusal bir olgudur. İsterseniz markayı değişik kişilerin nasıl tarif ettiğini bir araştırın. Tanımlamaların çokluğu ve çeşitliliği sizi şaşırtacaktır. Aynı aşkın, sevginin tarifi gibi; duyguları ilgilendiren kelimeleri açıklamak zordur. Kişisel markalaşma da “kişinin  farklılıkları ve özdeğerleri temelinde çevresiyle  oluşturduğu duygusal bağdır”.


  • İnsanlar güvendikleri ve kendileri ile ilgili buldukları şeylerle duygusal bağ kurarlar. İki kişinin aynı düşünmesinin dahi imkansız olduğu bir gerçek ise toplumun çoğunluğu ile nasıl ilgi kurabilirsiniz? Zayıf ve kuvvetli yönlerimizle hepimizin sonunda  insan olduğu, etik değerler ve nezaket kuralları herkes için olması beklenen ortak noktalar değil midir? Farklılıklarınız sizi ilginç kılar, markalaşmak için gereklidir, ama iyi ahlak markalaşmanın temelidir.
  • Duygusal bağ karşılıklı güven esasında oluşan bir ilişki sonucudur. Yalan üzerine bir ilişki kuramayacağınız gibi bireysel marka da oluşturamazsınız. Her şeyden önce kendinizi doğru tanımak, size ait olmayan bir işi zorla yapmak yerine sevdiğiniz işi en iyi şekilde yapmak esasdır.  Geçen yazımda London Business School’dan şöyle bir alıntı vermiştim: “Büyük lider vizyon ve enerjinin yanısıra  kendini tanıyan, kuvvetli ve zayıf yönlerini bilen ve stratejisini bunlara göre yapandır.  Büyük lider olmanın önceliği kişinin  her hangi bir kimse gibi değil, farklılıklarını belirleyerek, sadece kendisi olmasıdır”  İşin iyi yanı da: eğer gerçekten size uyan işi seçer ve kendinizi doğru anlatabilirseniz, zayıf   olarak düşündüğünüz yönleriniz dahi bir değer olarak algılanabilir.
  • Toplumumuzda neredeyse anlamını unuttuğumuz istikrar, yani tutarlılık: söylediklerinizle yaptıklarınızın uyuşması markalaşmanın kilit noktasıdır.. Dikkat edin başarıyla markalaşmış kişiler; sahip oldukları etik değerleri tutarlılıkla yaşamları boyunca eylemlerine yansıtmış, prensiplerinden hiç bir zaman ödün vermemiş kişilerdir. Yakın tarihimizden Bülent Ecevit ve İsmail Cem gibi aramızdan iz bırakarak ayrılan iki değerli politikacıyı hemen bu konuda örnek gösterebiliriz.  Sanırım bu iki kişinin politik hayatımızda markalaşmalarını sağlayan en büyük farklılıkarı da incelik ve kibarlıklarının yanı sıra istikrarlı olmalarıydı
  • İşinizde çok iyi, hatta “en iyi”  olmanız gereklidir ama tek başına yeterli değildir. Duygusal bağ kurmadan iyi olmak genellikle sadece teknik anlamda iyi olmak anlamına gelir. Hiç konusunda uzman teknik kişilerin “kimsenin kendilerini dinlemediğinden, ciddiye almadığından” şikayet ettiğine rastlamadınız mı?
  • Duygusal bağ kurabilmeniz için kişisel etkinizi sözlü ve sözsüz iletişim yoluyla kullanmanız gerekir. Eğer bir genelleme yapılırsa yaptıklarınız somuttur ve insanların mantığına hitap eder. İletişiminiz ise mantıktan çok duygulara yönelikdir Sözsüz iletişim davranış, tavır ve görünüşü içerir. İşte işin bu kısmına satış da (fikirlerinizin ve yaptıklarınızın satışı)  diyebilirsiniz.
  • Satışınızda sadece kendinizi yansıtmaya özen gösterin. Ambalajınız göze hoş gelmelidir ama sizi yansıtmalıdır. Bu nedenle bireysel imaj eğitimleri genel kuralların yanı sıra bireysel marka kişiliğinin ve farklılıklarının, kurumsal imaj eğitimleri de kurumsal ve kişisel markanın nasıl örtüşerek yansıtılacağı üzerine odaklanmalıdır. Kişiliği göz ardı eden, sadece genel kurallara uygun dış görünüş farklılıklarınızı yansıtmaz.  

Son olarak; insanların kararlarında ön yargıları ve duygularının can alıcı rol oynadığını, iletişimimizin %55’inin dış görünüşümüz olduğunu biliyoruz. Giyimle ilgili olmasa da görünüşün ne kadar etkili olabileceği ile ilgili internet üzerinde son zamanlarda dolaşan  değişik bir örneği verebiliriz.

Washington Post gazetesi bir sosyal araştırma için Washington, D.C’de, binlerce kişinin geçtiği bir saatte, metro istasyonunda  ünlü keman virtüözü Joshua Bell’e sıradan görüntü vererek, keman çaldırtıyor. Joshua Bell 3,5 milyon dolarlık kemanıyla müzik tarihinin en güzel parçalarını çalıyor ama kimse olayı farketmiyor, sadece 6 kişi durup bir müddet dinliyor ve topu topu 20 kişi para veriyor. Öte yandan oradan geçen tüm çocuklar çalınanı dinlemeye çalışıyor ama hepsini annneleri çekiştirerek götürüyor.  Oysa iki gün önce Joshua Bell’in Boston’daki konser biletleri averaj 100 USD’dan, konserden çok önce satılıp bitmişti.

Görüntünün bu kadar belirleyici olması aslında hiç adil değil, ne var ki ön yargıları henüz oluşmamış çocuklar gibi olamıyoruz, Görüntü ve ortam yetişkinlerin karar verme mekanizmasını etkilemesi bir yana, kendimizle ilgili hislerimiz dahi dış görünüşümüzle yakından ilgilidir.

Açıklaması bir başka bültene...

İkbal Oakley
Eğitimler ile ilgili konu başlıkları ve açıklamalar için:
www.ikbaloakley.com