Değişen Dünya ve Biz

degisen dunya

Yaşamda bazen hiç beklemediğimiz bir anda  karşımıza çıkan bir krizin başlangıçta felaket gibi görünse de; sonucunda kendimizi, değerlerimizi sorgulamamıza, hayatımızdaki eksikleri görmemize ve  bir çok şeyi pozitif yönde değiştirmemize neden olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Muhakkak buna kendi yaşamımızdan da bir çok örnek verebiliriz ama benim okuduğum en çarpıcı örnek ünlü bisikletçi Lance Armstrong’un hikayesiydi. Yirmi dört yaşındayken kansere yakalanıp, doktorların %40 yaşama şansı verdiği,  Lance Armstrong, pes etmeden mücadeleye devam eder ve sonunda kanseri yendiği gibi, hastaneden çıktıktan on altı ay sonra dünyanın en zorlu parkur’u olan “Tour de France”ı hız rekorunu kırarak kazanır.   Hayatını anlattığı “Yaşama Çevrilen Pedal”  kitabını okuduğumda  “Hayatta başıma gelen en iyi şey kanserdi“ demesi beni ürkütmüştü. İnsanların bazı şeyleri anlaması için başlarına böyle bir felaket gelmesi mi gerekiyor, diye düşünmüştüm.

Sonuçta bu kadar büyük bir felaketle gelmesini istemesek de, krizler yaşamımızda bir çok şeyi olumlu yönde değiştirebileceğimiz birer fırsat olarak algılanabilir.  Bunlar bazen bizim kontrolümüz dışında ani, beklenmeyen olaylardan, bazen de zamanında çözülmeyen problemlerin birikmesiyle çıkar. Her iki durum için de  krizin çıkmasını doğal olarak istemeyiz. Bu nedenle önce olmasını önleyecek önlemleri almaya çalışırız. Ama kriz durumu kaçınılmaz ise, durumu kabul edip soğukkanlılıkla gerekli atılımları yapmak, dönemi minimum zararla atlatmaktan başka çaremiz yoktur. Aslında kriz; yaşam içinde kendini kaptırdığımız akıntının yönünü değiştirmeden önceki  duraklama ve gerileme dönemidir denilebilir. Eğer bu dönemi akıllıca kullanırsak, değişimi önceden görüp, geleceğe doğru gerekli hazırlıkları yaparsak, krizi fırsata çevirebilme şansını da yakalayabiliriz.

Günümüzün küresel finanasal krizini değerlendiren tüm uzmanlar da yakın gelecekte  çok şeyin değişeceğini söylüyor. Nitekim dünya daha krizin  başında iken bile ABD’deki seçim sonuçlarının nasıl da büyük bir tarihsel değişime yol açtığını gördük. Geleceği tam göremesek de kurumsal yaşantıda da çok büyük değişimlerin olacağı, çok daha organize, kontrollü bir ortamın bizi beklediği kesin.

Peki gelecekteki bu değişimlere ayak uydurmak için bizler ne gibi bir hazırlıklar yapmalı, bu dönemi nasıl değerlendirmeliyiz?

Şurası açık ki; değişen dünyada gösterişin yerini açıklık, şeffaflık, dürüstlük ve verimlilik alacak. İşte böyle bir dünyada, bizler lider olmak, önemli mevkilerde bulunmak veya kendi işimizde başarılı olmak istiyorsak önce kendi kendimizle dürüst olmamız, kendimizi doğru analiz etmemiz, öz değerlerimizle en iyi uyuşan işi, en iyi şekilde yapmamız ve kendimizi en iyi şekilde ifade edebilmemiz için çaba sarf etmemiz gerekli.

Yani tam anlamıyla bireysel markamızı oluşturmaya odaklanmalı, imajı da kendimizi iyi hissetmek, iyi iletişim kurmak ve kendi kişisel kimliğimizi en iyi şekilde yansıtmak için kullanmalıyız.

“London Business School” ile ilgili bir reklamı izlerken okulun felsefesini anlatan şu cümle ilgimi çekti:

“Büyük lider vizyon ve enerjinin yanısıra  kendini tanıyan, kuvvetli ve zayıf yönlerini bilen ve stratejisini bunlara göre yapandır.  Büyük lider olmanın önceliği kişinin  her hangi bir kimse gibi değil, farklılıklarını belirleyerek, sadece kendisi olmasıdır” 

Maalesef içinde bulunduğumuz yoğun çalışma ortamında en önemli sorun kendimize yeterince zaman ayırmamak, kendimizi yeterince dinlememek. Sonuçta da kuvvetli ve zayıf yanlarımızı bilmek bir yana, ne yapmak istediğimizi dahi tam analiz edememek; bu durumda  yaşamda yanlış seçimler yapmamız da kaçınılmaz oluyor. Bu yüzden de çoğumuz ne yaşamından, ne de işinden memnun…

Belki de bir çok şeyin değişeceği bu yıllar hepimiz için yeni bir solukla  kişiliğimizi, yetkinliklerimizi ve farklılıklarımızı belirleyerek kendimizi, yaptığımız işi sınamamız için bir fırsat olacak.  Bazen ara verip, yeni bir başlangıç yapmak, geçmişe bir çizgi atıp yeniden  başlamak gerekir. Yeni başlangıçlar yeni heyecanlara yol açar, yeter ki kendi potansiyelimize inanalım.

“Yaşamda hepimizin parmak  izi  kadar özel ve ayrı bir amacı olduğuna inanıyorum -  başarıya ulaşmanın  yolu ise neyi sevdiğimizi bulup evrenin enerjisinin  bizi yönlendirmesine izin vererek özel yeteneğimizi başkalarına  nasıl sunacağımızı keşfetmekten geçer”         Oprah Winfrey

You can leave a response, or trackback from your own site.

One Response to “Değişen Dünya ve Biz”

  1. Elyan Menda diyor ki:

    Sevgili İkbal’cim,

    Sana geri bildirim vermekte çok geciktiğim için kusura bakma. Şu anda yurt dışında bir eğitimden yeni çıktım ve halen israildeyim.

    web siten mükkemmel olmuş tam sana yakıştığı gibi!!!

    kendi siteme bile referans olarak ekleyebilirim istersen..

    Yenı yılın Işık ve Mucizelerle dolsun, tüm sevdiklerinle birlikte nice nice güzellikler dilerim..

    Herşey gönlünce olsun,

    Sevgilerimle,
    Elyan

Leave a Reply