<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İkbal Oakley İmaj Danışmanlığı</title>
	<atom:link href="http://www.ikbaloakley.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ikbaloakley.com</link>
	<description>Kişisel Markalaşma, Stil ve Renk Analizi Eğitimleri, Gardırop Detoksu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Feb 2012 16:52:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Giyimde Otorite</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/ne-giysem/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/ne-giysem/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 19:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz ?]]></category>
		<category><![CDATA[Giyim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Otorite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Günlük giyinme işlemi sizin için eğlenceli bir olay mıdır ? Eğer değilse, her gün ne giyeceğinizi düşünmekten sıkıldıysanız, bunu eğlenceli bir hale getirmek için biraz da giyim dilini kullanarak giysilerinizi konuşturmayı deneyin. Gelin &#8216;Giysilerle Otorite Nasıl Güçlendirilir ?&#8217; başlığı ile başlayalım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Günlük giyinme işlemi sizin için eğlenceli bir olay mıdır ? Eğer değilse, her gün ne giyeceğinizi düşünmekten sıkıldıysanız, bunu eğlenceli bir hale getirmek için biraz da giyim dilini kullanarak giysilerinizi konuşturmayı deneyin. <a href="http://www.girisimcilericin.com/otoritenizi-kiyafetinizle-guclendirin/" target="_blank">Gelin &#8216;Giysilerle Otorite Nasıl Güçlendirilir ?&#8217; başlığı ile başlayalım</a>.</p>
<p><span id="more-497"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/ne-giysem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim Takvimi (Şubat &#8211; Mart 2012)</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/egitim-takvimi-subat-mart-2012/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/egitim-takvimi-subat-mart-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 22:58:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim Programları Takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim programları]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[programlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=470</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; 2012  Şubat &#8211; Mart ayı eğitim programları takvimi belli oldu. &#160; &#160; Renk Analizi Ten renginize uygun giyinmek, değerlerinizi ve farklılıklarınızı yansıtmak yolunda birinci adımdır. Doğru renkler sizi genç, dinç ve yaklaşılabilir gösterdiği gibi renk psikolojisini de olumlu yönde kullanmanızı sağlar. 3 &#8211; 4 günlük program Grup Sayısı:  max. 6 kişi Tarihler:  25 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2012  Şubat &#8211; Mart ayı eğitim programları takvimi belli oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span id="more-470"></span><strong>Renk Analizi</strong></p>
<p>Ten renginize uygun giyinmek, değerlerinizi ve farklılıklarınızı yansıtmak yolunda birinci adımdır. Doğru renkler sizi genç, dinç ve yaklaşılabilir gösterdiği gibi renk psikolojisini de olumlu yönde kullanmanızı sağlar.</p>
<p>3 &#8211; 4 günlük program<br />
Grup Sayısı:  max. 6 kişi</p>
<p>Tarihler:  25 Şubat-Cumartesi, 3 Mart-Çarşamba, 17 Mart-Cumartesi</p>
<p><strong>Stil Analizi</strong></p>
<p>Vücut şekline uygun giyinmek duruşunuzu değiştirir, kıyafet içinde kendinizi rahat hissetmenizi ve güvenilir olduğunuz mesajını vermenizi sağlar.</p>
<p>Kişiliğinizi vurgulayarak giyinmeniz, duygusal olarak sizin için en önemli değeri,  &#8220;kim olduğunuzu” vurgulayarak yansıtmanızı sağlar.</p>
<p>Tam bir günlük program max. 5 kişilik grup</p>
<p>Tarihler: 29 Şubat- Çarşamba, 14 Mart Çarşamba</p>
<p><strong>Sabah Kahvesi Sohbetleri</strong></p>
<p>Sabah Kahvesi Sohbetleri , Renk veya Stil Analizi programlarından, sezonun moda akımlarına kadar aklınıza gelen her türlü sorunun cevabını keyifli bir ortamda sizlere sunmak için hazırlanmıştır.</p>
<p>İki saatlik program</p>
<p>Grup Sayısı: Max 6 kişi</p>
<p>Tarih: 7 Mart Çarşamba</p>
<p><strong>ERKEKLER İÇİN RENK VE STİL ANALİZİ , KİŞİYE VE ÇİFTLERE ÖZEL PROGRAMLAR  ÖZEL RANDEVU SİSTEMİ İLE DÜZENLENİR.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/egitim-takvimi-subat-mart-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Çantayla Kim Olduğumuzu Anlatabilir miyiz ?</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/bir-cantayla-kim-oldugumuzu-anlatabilir-miyiz/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/bir-cantayla-kim-oldugumuzu-anlatabilir-miyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 16:58:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksesuarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aksesuar seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[aksesuarlar]]></category>
		<category><![CDATA[giyimde aksesuar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[Aksesuarlar statü sembolüdür derler. Doğrudur; ama aksesuarlar sadece statümüz değil, aynı zamanda kişiliğimizle  ilgili de önemli mesajlar verirler. En büyük mesaj da çantadan gelir. Çantanın markası veya fiyatından daha önemli olan, taşıyanın doğasıyla bütünleşip, bütünleşemediğidir. Taşıdığımız çanta gerçekten kim olduğumuzu yansıtıyor mu? Ne yaptığımız, nereye gittiğimizle ilgili doğru mesajları veriyor mu? &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aksesuarlar statü sembolüdür derler. Doğrudur; ama aksesuarlar sadece statümüz değil, aynı zamanda kişiliğimizle  ilgili de önemli mesajlar verirler. En büyük mesaj da çantadan gelir. Çantanın markası veya fiyatından daha önemli olan, taşıyanın doğasıyla bütünleşip, bütünleşemediğidir.<br />
<a href="http://www.girisimcilericin.com/bir-cantanin-anlattiklari/" target="_blank">Taşıdığımız çanta gerçekten kim olduğumuzu yansıtıyor mu? Ne yaptığımız, nereye gittiğimizle ilgili doğru mesajları veriyor mu?</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/bir-cantayla-kim-oldugumuzu-anlatabilir-miyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaliteden, Yaşam Kalitesine Geçişin 10. Yılı</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/kaliteden-yasam-kalitesine-gecisin-10-yili/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/kaliteden-yasam-kalitesine-gecisin-10-yili/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 18:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[imaj danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel markanız]]></category>
		<category><![CDATA[markalaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[RENKLER, STİL, İMAJ ve ÖTESİ Bu yıl renk analizinin sihirli etkisine kapılıp, yaşamlarda fark yaratma tutkusuyla başlayan imaj ve imaj danışmanlığı kariyerimde 10. Yılımı dolduruyorum. İmaj danışmanlığından önceki kurumsal deneyimimi bilenler,  yaşantımı böylesine değiştirecek bir karar almamın çok güçlü ve cesur bir adım olduğunu söylüyorlar. Her ne kadar prensibin değişmediğini, eskiden ürün kalitesi ile,  şimdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #993300;"><em><strong>RENKLER, STİL, İMAJ ve ÖTESİ</strong></em></span></p>
<p>Bu yıl renk analizinin sihirli etkisine kapılıp, yaşamlarda fark yaratma tutkusuyla başlayan imaj ve imaj danışmanlığı kariyerimde 10. Yılımı dolduruyorum. İmaj danışmanlığından önceki kurumsal deneyimimi bilenler,  yaşantımı böylesine değiştirecek bir karar almamın çok güçlü ve cesur bir adım olduğunu söylüyorlar. Her ne kadar prensibin değişmediğini, eskiden ürün kalitesi ile,  şimdi de yaşam kalitesi ile ilgilendiğimi söylesem de, bu yorumlarda haklılık payı olduğunu itiraf etmeliyim.</p>
<p>Kendi renklerimi 40 yaşından sonra keşfetmenin ne kadar büyük bir zaman kaybı olduğunu düşünüp, daha sonra da stil analizleri sırasında, kendimle ilgili o ana kadar bilinç altında olup da farketmediğim bir çok detayın, bilinç üstüne çıkması ile geçirdiğim şokun gücü,bir anda kariyer hayatımı başka bir yöne çevirmeye yetmişti. Bana bu kararı verdiren bir bakıma da, imajın ne kadar güçlü  ve ne kadar çok şeyi kapsayan bir kavram olduğunu görmekdi. Bir anlamda büyülenmiştim.</p>
<p>İmaj aslında göze görünenden çok daha fazlasını kapsayan tılsımlı bir sözcük; farkında olarak veya olmayarak geçirilen bir  markalaşma süreci sonunda kişinin çevresinde yarattığı duygusal etkinin tanımlaması . Bu öyle bir etki ki inanılarak ve akıllı kullanıldığında kişinin yaşamını çok yönlü değiştirebilir.</p>
<p>İşin doğası gereği, imaj danışmanlığının da görevi sadece giyimle sınırlı olmamalı. İmaj danışmanı, danışanının çevresinde yarattığı duygusal etkide farkındalık kazanmasını sağlamalı ve bu etkinin yönetimi olan <strong>kişisel markalaşma </strong>sürecinde de ona yardımcı olmalıdır.</p>
<p>Bu nedenle 10. yılımı tamamlarken, yenileyerek tekrar hazırladığım bu sitede amacım renk analizi, stil analizi, moda vb. gibi dış görünüşle ilgili konuların  yanı sıra, geçmiş kurumsal ve yaşam birikimimle 10 yıllık deneyimimi birleştirdiğim kişisel markalaşma, yaşam ve  yaşam kalitesi ile ilgili yaklaşım ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmakdı.</p>
<p>Kendi 10 yılımın kısa hikayesi ile başladığım yeni siteme, ilk yazımı da her markanın başlangıcı olması gereken“Hikaye” ile seçtim.<span id="more-168"></span></p>
<p><span style="color: #993300;"><strong><em>“Her markanın bir hikayesi vardır ; bu hikayenin ne olduğu nasıl anlatıldığı ile de yakından ilgilidir”</em></strong></span></p>
<p><strong>Hikayeniz Gerçeğe Uygun Olsun!</strong></p>
<p>Seth Godin’in “Tüm Pazarlamacılar Yalancıdır” kitabını markalaşma ile ilgisi olan herkesin okumasını öneririm.</p>
<p>Seth Godin kitabında; pazarlamacıların aslında yalancı olmadıklarını, fakat çok iyi hikaye anlattıklarını söylüyor. Kitaptaki hikaye benzetmesini vizyon, değerler ve ürün fonksiyonu çerçevesinde oluşturulan ürün ambalajı ve iletişim stratejisi olarak tanımlayabiliriz. Godin anlatılan hikayenin toplumun bir bölümünün dünya görüşü ile uyum sağlamasını, duyguları motive etmesi gerektiğini ve en önemlisi de, gerçeğe uygun yani otantik olması gerektiğini belirtiyor.  Bu noktada yalancılığı ve sahtekarlığı ayırmış. Negatif duyguları kullanan, gerçeklere aykırı, bulunduğunda tüketicileri aptal konumuna düşüren yalanlara sahtekarlık demiş. Pazarlamacıların bu hataya düşmemelerini, insanların kendilerini iyi hissetmesini sağlayacak, gereçeğe uyan hikayeler yazmalarını önermiş. Güzel hikayelerin başarılı ürünleri ve markaları yarattığını da kitabı boyunca örneklerle anlatmış.</p>
<p>Sizce kişisel markalaşma sürecinde de aynı şey geçerli olmalı mı?</p>
<p>Aslında kişisel markanın kurumsal marka ile karşılaştırıldığında önemli bir farklılığı var. Şöyle ki; başarısız bir marka girişiminin sonunda ürün piyasadan kalkar, kurum devamlılığını sürdürmeyebilir ama kişisel marka açısından konuya baktığımızda markamızla yaşamaktan başka bir  seçeneğimiz olmadığını görüyoruz. Ne yaparsak yapalım, hepimiz bulunduğumuz çevrede bir markayız; pozitif, negatif veya nötr ama hepimizin bir markası var.</p>
<p>Çevremizde oluşturduğumuz markanın bize uygun olup olmadığı ise öncelikle araştırılması gereken bir konu. Profesyoneller ve girişimciler olarak markamızı tanımlama konusunda  zamanında ve disiplinle hareket etmezsek, markamızın bizim için başkaları  tarafından tanımlandığını görürüz. Ne var ki  bizim kontrolümüz dışında bize yakıştırılan marka genellikle  bizim seçmek istediğimiz değildir&#8230; İşte bu nedenle doğru olan başkalarının bizi tanımlamadan bizim kendinizi tanımlamamızdır.  Kişisel marka stratejimizi gecikmeden oluşturmamız önemlidir.</p>
<p>Marka stratejimiz ise kısaca değerlerimiz, kişiliğimiz ve hedeflerimiz üzerine oluşturacağımız, Seth Godin’in kitabında belirttiği gerçek hikayemizin pazarlamasıdır. Uzmanlara göre kişisel markanın dört bileşeni var; kişiliğiniz, görünüşünüz, yetkinlikleriniz ve farklılığınız. Her bireyin çevresinde oluşturduğu izlenim bu kriterlerin bileşiminin sonucundaki algılamadır. Başka bir açıklamayla çevremizde soyut ve somut olmak üzere iki düzeyde algılama (marka) oluşturuyoruz. Somut; topluma sunduğumuz yaptığımız iş ile ilgili avantajlar, soyut  ise çevremizde uyandırdığımız pozitif  hisler ve güvendir.</p>
<p>Güven dış görünüşte istikrarla başlar. Dış görünüşümüzün ve imajınızın tüm bileşenlerinin bir bütünsellik içinde istikrarlı olması ve  kişisel hikayemizle, yani söylediklerimizle  uyum göstermesi esas prensip olmalıdır.Bizi başkalarından ayıran özellikleri belirlememiz, tavır ve davranışlarımızla, stilimizle, modayı kendi yorumlayış şeklimizle şahsiyetimizi dış dünyaya tanıtmalıyız.</p>
<p>Bakın kişisel marka konusuyla ilgili son zamanlarda okuduğum bir kitapta rastladığım aşağıdaki karikatür kişisel markalaşma sürecini ne kadar güzel anlatıyor.</p>
<p><a href="http://www.ikbaloakley.com/wp-content/uploads/itibar-karikat%C3%BCr.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-265" title="itibar-karikatür" src="http://www.ikbaloakley.com/wp-content/uploads/itibar-karikat%C3%BCr.png" alt="" width="350" height="340" /></a></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #333399;"><em><strong>İkbal Oakley</strong></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/kaliteden-yasam-kalitesine-gecisin-10-yili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişen Dünya ve Biz</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/degisen-dunya-ve-biz/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/degisen-dunya-ve-biz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 00:04:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel marka oluşturmak]]></category>
		<category><![CDATA[krizi fırsata çevirmek]]></category>
		<category><![CDATA[krizler fırsat mıdır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamda bazen hiç beklemediğimiz bir anda  karşımıza çıkan bir krizin başlangıçta felaket gibi görünse de; sonucunda kendimizi, değerlerimizi sorgulamamıza, hayatımızdaki eksikleri görmemize ve  bir çok şeyi pozitif yönde değiştirmemize neden olabileceğini hiç düşündünüz mü? Muhakkak buna kendi yaşamımızdan da bir çok örnek verebiliriz ama benim okuduğum en çarpıcı örnek ünlü bisikletçi Lance Armstrong’un hikayesiydi. Yirmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamda bazen hiç beklemediğimiz bir anda  karşımıza çıkan bir krizin başlangıçta felaket gibi görünse de; sonucunda kendimizi, değerlerimizi sorgulamamıza, hayatımızdaki eksikleri görmemize ve  bir çok şeyi pozitif yönde değiştirmemize neden olabileceğini hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Muhakkak buna kendi yaşamımızdan da bir çok örnek verebiliriz ama benim okuduğum en çarpıcı örnek ünlü bisikletçi Lance Armstrong’un hikayesiydi. Yirmi dört yaşındayken kansere yakalanıp, doktorların %40 yaşama şansı verdiği,  Lance Armstrong, pes etmeden mücadeleye devam eder ve sonunda kanseri yendiği gibi, hastaneden çıktıktan on altı ay sonra dünyanın en zorlu parkur’u olan “Tour de France”ı hız rekorunu kırarak kazanır.   Hayatını anlattığı <strong><em>“Yaşama Çevrilen Pedal”</em></strong>  kitabını okuduğumda  <em>“Hayatta başıma gelen en iyi şey kanserdi“</em> demesi beni ürkütmüştü. <strong><em>İnsanların bazı şeyleri anlaması için başlarına böyle bir felaket gelmesi mi gerekiyor, </em></strong>diye düşünmüştüm.<span id="more-105"></span></p>
<p>Sonuçta bu kadar büyük bir felaketle gelmesini istemesek de, krizler yaşamımızda bir çok şeyi olumlu yönde değiştirebileceğimiz birer fırsat olarak algılanabilir.  Bunlar bazen bizim kontrolümüz dışında ani, beklenmeyen olaylardan, bazen de zamanında çözülmeyen problemlerin birikmesiyle çıkar. Her iki durum için de  krizin çıkmasını doğal olarak istemeyiz. Bu nedenle önce olmasını önleyecek önlemleri almaya çalışırız. Ama kriz durumu kaçınılmaz ise, durumu kabul edip soğukkanlılıkla gerekli atılımları yapmak, dönemi minimum zararla atlatmaktan başka çaremiz yoktur. Aslında kriz; <em>yaşam içinde kendini kaptırdığımız akıntının yönünü değiştirmeden önceki  duraklama ve gerileme dönemidir</em> denilebilir. Eğer bu dönemi akıllıca kullanırsak, değişimi önceden görüp, geleceğe doğru gerekli hazırlıkları yaparsak, krizi fırsata çevirebilme şansını da yakalayabiliriz.</p>
<p>Günümüzün küresel finanasal krizini değerlendiren tüm uzmanlar da yakın gelecekte  çok şeyin değişeceğini söylüyor. Nitekim dünya daha krizin  başında iken bile ABD’deki seçim sonuçlarının nasıl da büyük bir tarihsel değişime yol açtığını gördük. Geleceği tam göremesek de kurumsal yaşantıda da çok büyük değişimlerin olacağı, çok daha organize, kontrollü bir ortamın bizi beklediği kesin.</p>
<p>Peki gelecekteki bu değişimlere ayak uydurmak için bizler ne gibi bir hazırlıklar yapmalı, bu dönemi nasıl değerlendirmeliyiz?</p>
<p>Şurası açık ki; değişen dünyada gösterişin yerini açıklık, şeffaflık, dürüstlük ve verimlilik alacak. İşte böyle bir dünyada, bizler lider olmak, önemli mevkilerde bulunmak veya kendi işimizde başarılı olmak istiyorsak önce kendi kendimizle dürüst olmamız, kendimizi doğru analiz etmemiz, öz değerlerimizle en iyi uyuşan işi, en iyi şekilde yapmamız ve kendimizi en iyi şekilde ifade edebilmemiz için çaba sarf etmemiz gerekli.</p>
<p>Yani tam anlamıyla bireysel markamızı oluşturmaya odaklanmalı, imajı da kendimizi iyi hissetmek, iyi iletişim kurmak ve kendi kişisel kimliğimizi en iyi şekilde yansıtmak için kullanmalıyız.</p>
<p>“London Business School” ile ilgili bir reklamı izlerken okulun felsefesini anlatan şu cümle ilgimi çekti:</p>
<p><strong><em>“Büyük lider vizyon ve enerjinin yanısıra  kendini tanıyan, kuvvetli ve zayıf yönlerini bilen ve stratejisini bunlara göre yapandır.  Büyük lider olmanın önceliği kişinin  her hangi bir kimse gibi değil, farklılıklarını belirleyerek, sadece kendisi olmasıdır”  </em></strong></p>
<p>Maalesef içinde bulunduğumuz yoğun çalışma ortamında en önemli sorun kendimize yeterince zaman ayırmamak, kendimizi yeterince dinlememek. Sonuçta da kuvvetli ve zayıf yanlarımızı bilmek bir yana, ne yapmak istediğimizi dahi tam analiz edememek; bu durumda  yaşamda yanlış seçimler yapmamız da kaçınılmaz oluyor. Bu yüzden de çoğumuz ne yaşamından, ne de işinden memnun&#8230;</p>
<p>Belki de bir çok şeyin değişeceği bu yıllar hepimiz için yeni bir solukla  kişiliğimizi, yetkinliklerimizi ve farklılıklarımızı belirleyerek kendimizi, yaptığımız işi sınamamız için bir fırsat olacak.  Bazen ara verip, yeni bir başlangıç yapmak, geçmişe bir çizgi atıp yeniden  başlamak gerekir. Yeni başlangıçlar yeni heyecanlara yol açar, yeter ki kendi potansiyelimize inanalım.</p>
<p><strong><em><span style="color: #993300;">“Yaşamda hepimizin parmak  izi  kadar özel ve ayrı bir amacı olduğuna inanıyorum -  başarıya ulaşmanın  yolu ise neyi sevdiğimizi bulup evrenin enerjisinin  bizi yönlendirmesine izin vererek özel yeteneğimizi başkalarına  nasıl sunacağımızı keşfetmekten geçer” </span>        <span style="color: #333399;">Oprah Winfrey</span></em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/degisen-dunya-ve-biz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam Kalitesi ve İhtiyaçlar</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/yasam-kalitesi-ve-ihtiyaclar/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/yasam-kalitesi-ve-ihtiyaclar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 23:59:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kendimizi değiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[“Eğer hayattaki temel hedefiniz yaşam standardınızı yükseltmekse, yaşam kaliteniz hiç bir zaman gelişmez, ama eğer bir numaralı hedefiniz yaşam kaliteniz ise yaşam standardınız da istikrarla gelişir”   Zig Ziglar Bir yıl daha hızla geçiyor. Bir çoğumuz iş yoğunluğu arasında tatil bile yapmaya fırsat bulamazken, yaşam kalitesinden bahsetmek Türkiye şartlarında lükstür diye düşünebiliriz. Her şeyden önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #993300;"><strong><em>“Eğer hayattaki temel hedefiniz yaşam standardınızı yükseltmekse, yaşam kaliteniz hiç bir zaman gelişmez, ama eğer bir numaralı hedefiniz yaşam kaliteniz ise yaşam standardınız da istikrarla gelişir”   </em></strong></span><span style="color: #333399;"><em>Zig Ziglar</em></span></p>
<p><strong></strong>Bir yıl daha hızla geçiyor. Bir çoğumuz iş yoğunluğu arasında tatil bile yapmaya fırsat bulamazken, yaşam kalitesinden bahsetmek Türkiye şartlarında lükstür diye düşünebiliriz.</p>
<p>Her şeyden önce temel ihtiyacımız olan can güvenliğimizden ne kadar emin olabiliyoruz? Trafik kazalarını artık neredeyse kanıksadık. Kan davaları, kaza kurşunları, kesinlik kazanması için depremi bekleyen, ruhsatsız binaların neden olduğu ölümler, İstanbul’un en merkezi yerinde bile görebileceğiniz, yangın çıkışı olmayan gökdelenler&#8230;</p>
<p>Ülkemizde insan hayatının bu kadar ucuz olması kaderimiz mi? Yaşam kalitesinden söz etmek bir yana en temel ihtiyaç can güvenliğimizden emin olamıyoruz. Bir an için aklıma ünlü Amerikalı psikolog Abraham Maslow’un ihtiyaçlar teorisi geldi.<span id="more-103"></span></p>
<p>Maslow’un <em>İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı</em>’na göre, insan ihtiyaçları beş temel kategoriye ayrılır: fizyolojik, güvenlik, sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme.  Maslow’a göre: insanlar  hiyerarşik olarak en alttaki ihtiyaçların karşılanmasının ardından, sıradaki bir üst kategoriye doğru yönelir.</p>
<p>Bu kurama göre bizim Türkiye şartlarında,  hiyerarşinin başında fizyolojik ve güvenlik olarak belirtilen, ilk iki seviyenin ötesine geçmemiz pek mümkün değil.</p>
<p>Bu teorinin bizi götürdüğü bir başka sonuç da, toplumumuzda ilk iki temel ihtiyacın üstünde tasarlanan hiç bir ürünün fazla şansı olmadığıdır. Nitekim, Türkiye için lüks olarak nitelendirdiğimiz birçok şeyi düşünürsek, bizlerin de Maslow’un teorisini bilerek veya bilmeyerek uyguladığımızı söyleyebiliriz.</p>
<p>Ancak,  bu  teorinin doğruluğunun psikoloji alanında tartışıldığını da unutmamak gerekir. Bireyin tüm ihtiyaçlara hiyerarşik sırayla değil; ama hepsine birden gereksinimi olduğu, aksi takdirde mutlu olamayacağı, uzmanlar tarafından getirilen eleştirel yaklaşımdır.</p>
<p>Şüphesiz, her bireyin sevilmeye, sayılmaya ve kendini ispatlamaya ihtiyacı vardır; ama, tabii ki öncelik sırası fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarının hangi boyutta olduğuyla ilgilidir. Türkiye’de de nüfusun önemli bir kısmı için, sevilmek, sayılmak ve kendini gerçekleştirmek, en az karnını doyurmak ve emniyet de olmak kadar önemlidir.</p>
<p>Bizler hobi, tatil, sadece kendimize ayırdığımız zaman gibi, özsaygı için önemli olan birçok şeyi lüks diye tanımlarken, farkında olmadan, kendimizi mutluluğumuzu kısıtlayan bir kısır döngü içine sokuyoruz. Eğer sevdiğimiz işi yapıyorsak bir derece; ama yaptığımız işi de sevmiyorsak, para kazanmanın temel amacı sadece fizyolojik ve güvenlik gibi temel ihtiyaçları karşılamak oluyor. Toplumumuzda kişisel tatminsizlik duygusunun artması, evlilik ilişkilerinin giderek bozulması bir tesadüf değil, yaratılan durumun doğal sonuçlarıdır.</p>
<p>“Yöneticilerimiz”, medyanın desteğiyle de, “toplumun nabzına göre şerbet” veriyor; biz de kendimize, niye yıllardır bu durumda olduğumuzu, “ileri medeniyetler” seviyesine bir türlü çıkamadığımızı soruyoruz.</p>
<p>Bu durumu değişitirmek mümkün mü? Değişiklik yapabilir miyiz?</p>
<p>Belki de değişikliğe önce kendimizden ve yakın çevremizden başlayabiliriz.</p>
<p><strong></strong>Kendimize değer verelim. Sadece yaşam standardımızı değil, yoğun tempo içinde sıklıkla unuttuğumuz yaşam kalitemizi de yükseltmeyi hedefleyelim.</p>
<p>Her birimiz yetkili bulunduğumuz alanlarda öz saygı ve sevgiyi daha fazla işleyelim, çevremizde daha da yaygınlaşmasını sağlayalım, toplumsal projelerle destekleyelim.</p>
<p>Bakın çevremizde ne kadar farklı bir dünya yaratacağız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/yasam-kalitesi-ve-ihtiyaclar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendimizle İlgili Düşüncelerimiz Bir Yansıma mıdır?</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/kendimizle-ilgili-dusuncelerimiz-bir-yansima-midir/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/kendimizle-ilgili-dusuncelerimiz-bir-yansima-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 23:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[giyim tarzımız]]></category>
		<category><![CDATA[kişiliğimiz ve kıyafetlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl görünmeliyiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Emre Konuk İşte İnsan’daki “Ben Kimim?” başlıklı bir yazısında şöyle diyordu; “Ormana terk edilmiş vahşi bir çocuk olmadığımız sürece, çevremizde hep insanlar var ve her zaman ister istemez sözlü veya sözsüz iletişim halindeyiz. Birçok farklı ortama  giriyor, değişik gruplara dahil oluyor ve her ortamda etkileşim içinde oluyoruz. Benlik duygusunu bu etkileşim ve iletişim oluşturuyor”. “Sen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Emre Konuk İşte İnsan’daki “Ben Kimim?” başlıklı bir yazısında şöyle diyordu; “Ormana terk edilmiş vahşi bir çocuk olmadığımız sürece, çevremizde hep insanlar var ve her zaman ister istemez sözlü veya sözsüz iletişim halindeyiz. Birçok farklı ortama  giriyor, değişik gruplara dahil oluyor ve her ortamda etkileşim içinde oluyoruz.<strong> Benlik duygusunu bu etkileşim ve iletişim oluşturuyor”</strong>.</p>
<p>“Sen nasıl birisin?” sorusunun cevabını kişinin kendisi için bulmasının oldukça zor ve çaba gerektiren bir arayış olduğunu vurgularken, insanın bunun için bir aynaya baktığını; ama duvarda asılı olana değil, <strong>her etkileşimde başka kişilerin ona tuttuğu aynaya baktığını</strong> anlatıyor.<span id="more-98"></span></p>
<p>“Ayna benlik” kavramını ortaya atan  ilk kişi olarak belirttiği Charles Cooley’den, bu kavramın benlik oluşumundaki üç önemli unsurunu sıralıyor:</p>
<p>1)    Başkalarına nasıl göründüğümüzü kafamızda canlandırırız,</p>
<p>2)    Bu canlandırdığımız görüntünün başkaları tarafından nasıl yargılandığını canlandırırız,</p>
<p>3)    Bu canlandırdığımız yargılar ile benliğimizi oluştururuz.</p>
<p>“Bu şekilde kendi hakkımızdaki düşüncelerimiz, aslında <strong>başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüklerini düşünmemiz ile oluşur.” </strong>diyerek yazısının bu bölümünü bitiriyor.</p>
<p>Emre Konuk bu yazıyı yazarken dış görünüş ile pozitif psikoloji arasındaki ilgiyi düşündü mü? Bilmiyorum ama bence yazı dış görünüşün ne kadar önemli olabileceğini çok güzel anlatıyor. Gerçek şu ki; dış görünüş terfi veya kişinin sözünü dinletmesi için önemlidir ama en önemli etkisi kişinin kendine özsaygısı ve özgüveni üzerinedir.</p>
<p>Neden mi? İnsanların bizim hakkımızdaki düşüncelerini oluşturduğu ilk şey olması nedeniyle. Aslında dahası da var; iyi göründüğümüz zaman, yani başkalarının bize tuttuğu değil, duvarda asılı olan aynadaki görüntümüzden de memnun olduğumuz zaman kendimizi iyi hissederiz, çevreye olumlu mesajlar verir, çevremizden gelişmemiz için bir bakıma temel gıda diyebileceğimiz olumlu geri bildirimi alır ve ileriye doğru gelişen olumlu bir döngü içine gireriz.</p>
<p>Tabii ki bu döngüyü ters çalıştırarak, zaman zaman kişinin yaşamını olumsuz bir kısır döngü içine sokması da  mümkündür. Olumlu geri bildirim almamak, kendini kötü hissetmek, kendinle barışık olmamak, dolayısıyla kötü görünmek gibi. Nedense böyle zamanlar her işimizin de ters gittiği zamanlardır&#8230;</p>
<p>Kişinin kendine bakması, iyi görünmesi, çevreye olumlu mesajlar vermesi bir bakıma bu kısır döngüden çıkmasını sağlar.</p>
<p><strong>“Hep aynı şeyleri yapıp, değişik sonuçlar beklemek çılgınlığın tanımıdır” </strong>diyor Albert Einstein.  Kısır döngüden çıkmak için değişik bir şeyler yapma fırsatını neden kullanmayalım?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/kendimizle-ilgili-dusuncelerimiz-bir-yansima-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Giysiler Markanızın Ambalajıdır</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/giysiler-markanizin-ambalajidir/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/giysiler-markanizin-ambalajidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 23:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Giyim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel markanız]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl giyinmeli]]></category>
		<category><![CDATA[ne giymeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Emre Konuk da yukarıdaki alıntısında belirttiği gibi; ormana terk edilmiş olmadığımız sürece çevremizde hep insanlar var ve ister istemez her zaman o insanlarla iletişim halindeyiz. Yine yukarıdaki yazının psikolojik kısmını özetlersek: benliğimizi insanların bize tuttuğu aynadaki görüntü oluşturuyor. Bu görüntü her ne kadar ilk önce gerçek biz değil de, çevremizin bizi algılayış şekli olsa da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Emre Konuk da yukarıdaki alıntısında belirttiği gibi; ormana terk edilmiş olmadığımız sürece çevremizde hep insanlar var ve ister istemez her zaman o insanlarla iletişim halindeyiz.</p>
<p>Yine yukarıdaki yazının psikolojik kısmını özetlersek: benliğimizi insanların bize tuttuğu aynadaki görüntü oluşturuyor. Bu görüntü her ne kadar ilk önce gerçek biz değil de, çevremizin bizi algılayış şekli olsa da, sonuçta benliğimiz üzerinde belirleyici etki yapar.</p>
<p>Yani biz ne yansıttığımızla, önce insanların kafasındaki resmi çiziyoruz, sonra da o resimin akisi kendi özbenliğimizin oluşmasında etkili oluyor.</p>
<p>Kendi özbenliğimizin bu kadar basit bir şeyle oluşması ne kadar enteresandır. Üstelik de insanların kafasındaki o resmi de çoğunlukla farkında olmadan oluşturuyoruz.<span id="more-100"></span></p>
<p>O resmin oluşmasını sağlayan iki etken var. Ne yaptığımız ve ne söylediğimiz, yani anlattıklarımız. İnsanlar sadece sözlerle değil, bir de sözsüz konuşurlar. Tavır, davranışlar, vücut dili, giyim, hepsi sözsüz iletişimin parçalarıdır.Bunlarla genellikle farkında olmadan, zaman zaman oldukça yüksek sesle de verebileceğimiz mesajlardır; özellikle de ilk izlenimde&#8230;</p>
<p>Bu nedenle hangi ortamda, ne zaman, ne giyileceği büyük bir merak konusudur. Herkes ilaç gibi bir çeşit sihirli formül ister.Neyi, nerede, nasıl giymeli? Neyi, neyle giymeli? Bu soruların cevabını arayanlar için yazılan yazı ve kitap sayısı da oldukça fazladır.</p>
<p>Ortama uygun giyinmek tabii ki çok önemlidir, kişi her zaman ortama uygun giyinmelidir;ama bunu yaparken, kitapda yazılı kalanlara bağlı kalarak, bir noktada ezberci bir mantığın içine girip, kendisinin kim olduğunu yansıtacak giysileri giymeye de özen göstermeyi unutmamalıdır.</p>
<p>Sadece hangi ortamda, hangi pozisyonda ne giyilmeli, hatalar nasıl kapatılmalı sorularına odaklı giyim yaklaşımı, asıl önemli olan giysinin içindeki kişiyi önemsemediği gibi, karşı tarafa, sizin yaratıcılıktan uzak, hatta sıkıcı olduğunuz mesajını verebilir.</p>
<p>Böyle olunca kendinizi o giysi içinde de rahat hissedemezsiniz. Bunun nedeni biraz da kendinizi iyi ifade edemediğiniz veya gerçeği söyleyemediğinizde hissettiklerinize benzer duygulara  kapılmanızdandır.</p>
<p>Aslında iş hayatında bir çok meslek grubu için; sonunda giyilen üniformadır, bunu ne kadar değiştirebilirsiniz, diyeceksiniz.  Doğru ama iş hayatında herkesin üniformayı kendi tarzına uygun yorumlama özgürlüğü de vardır. Örneğin kumaşın yapısı, kullandığınız desenler, aksesuarların tarzı, giysilerin kesimi gibi bir çok şey sizin seçeneğiniz olabilir.</p>
<p>Sonuçta insanların yargılarında, dolayısıyla sizin benliğinizin oluşumunda dış görünüşünüz önemli rol oynuyor. Sıradan veya olağan üstü, kendinize has görünmek sizin elinizde.</p>
<p>Dikkat edin sinema dünyasının, değişik imajlar yaratmak için kullandığı en önemli araçlardan biri de giysilerdir. Sarah Jessica Parker 82. Oscar ödül töreninde, en iyi kostüm tasarımcısını anons ederken, “filmlerde giyilen kostümlerdeki ince detayların oynayan karakterin kimliğini  belirlediğini” boşuna söylemedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/giysiler-markanizin-ambalajidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş Yerinde “Serbest” Giyim ?</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/is-yerinde-%e2%80%9cserbest%e2%80%9d-giyim/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/is-yerinde-%e2%80%9cserbest%e2%80%9d-giyim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 23:41:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor Giyim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[giyimin duygusal etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinde giyim]]></category>
		<category><![CDATA[ofis çalışanlarında kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[yöneticilerde kıyafet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadığımız çevre duygularımızı etkiler. İçinde bulunduğumuz ortamın dekorasyonu, birlikte olduğumuz  kişilerin yaklaşım, tavır ve davranışları gibi bir çok faktör  duygularımızı etkiler. Ofis ortamında da durum farklı değildir.Tavır ve davranışlar bulaşıcıdır. Olumsuz tavırlı bir kişi ofis genelinde olumsuz tutumun hakim olmasına neden olurken, neşeli biri de enerjisinin tüm ortama yayılmasını sağlayabilir. Bir diğer önemli etkeniniş yerindeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığımız çevre duygularımızı etkiler. İçinde bulunduğumuz ortamın dekorasyonu, birlikte olduğumuz  kişilerin yaklaşım, tavır ve davranışları gibi bir çok faktör  duygularımızı etkiler.</p>
<p>Ofis ortamında da durum farklı değildir.Tavır ve davranışlar bulaşıcıdır. Olumsuz tavırlı bir kişi ofis genelinde olumsuz tutumun hakim olmasına neden olurken, neşeli biri de enerjisinin tüm ortama yayılmasını sağlayabilir.</p>
<p>Bir diğer önemli etkeniniş yerindeki giyim tarzı olduğunu, giyimin duyguları, dolayısıyla tavır ve davranışları etkilediğini, hatta giyimin kendisinin bir davranış biçimi olduğunu hiç düşündünüz mü? Örneğin: giderek yaygınlaşan  “serbest giyim” uygulaması da, bir bakıma giyimin duygular üstündeki etkisini kullanmak için  değil midir? Sonuçta amacımız iş yerlerini daha keyifli bir ortam haline getirmek ve çalışanları memnun etmek değil mi?<span id="more-95"></span></p>
<p>Öte yandan, “serbest giyim” uygulaması duyguları olumlu etkilediği gibi, olumsuz da etkileyebileceğini unutmamak gerekir. Nitekim,bu uygulamaya geçen kuruluşları yakından incelediğimizde bir çok yönetici ve çalışanın, uygulamanın sonucundan pek de memnun olmadığını görüyoruz.</p>
<p>Nasıl oluyor da çalışanları memnun etmek, ortamı neşelendirmek amacıyla getirilen bir rahatlık, neredeyse rahatsızlık verebilecek bir noktaya geliyor? Az önce bahsedşldiği gibi duygularmız mı etkileniyor?</p>
<p>Evet!  Üç nedenden dolayı duygularımız etkileniyor. İlk ikisini ünlü antropolojist Pearl Binder’ın<em>“Dressing Up, Dressing Down” </em>kitabından aldığım alıntılarla özetleyebilirim:</p>
<p><strong><em> Birincisi:</em></strong> <strong><em>Giyilen kıyafetin giyenin duyguları üzerindeki etkisidir:</em></strong></p>
<p><strong><em><span style="color: #993300;">“Giysiler insan vücuduna temas eden en yakın nesne olması nedeniyle öncelikle giyenin hislerini etkiler&#8230;..”           </span><span style="color: #333399;">Pearl Binder</span></em></strong><strong><em></em></strong></p>
<p>Sabah aynadaki görüntünüzden memnun olduğunuz günler kendinizi iyi hissederek evden çıkarsınız, gün boyu aldığınız olumlu geri bildirimlerle özgüveniniz ve moraliniz daha da artar. Tabii bu durumun tersi de olabilir, kendinizi kötü gördüğünüz günler nedense her işiniz de ters gider?</p>
<p><em>Honore de Balzac bu döngüyü keskin bir dille;  “Giyime özen göstermemek moral intahardır”  diye özetliyor.</em></p>
<p>Çevrenizde etki yaratmak istemediğiniz, ofise ziyaretçi dahi gelmediği günlerde dahi,<em> </em>giyiminizi seçerken, giyimin moral etkisini düşünmeniz sizin içinönemlidir.</p>
<p><em> </em><strong><em>İkincisi: Giyimimiz çevremizde yarattığımız etki üstünde önemli  rol oynar;</em></strong><em></em></p>
<p><strong><em><span style="color: #993300;"> “&#8230;..aynı zamanda da diğer kişiler tarafından da giyenin bir parçası olarak algılanır. Bu nedenle tarihin her evresinde giyimin, insan yaşamında büyük rol oynadığını görüyoruz&#8230;..  kim olursa  olsun,  insanların kazanan tarafta olma isteği  giyim tarihinin itici gücü olmuştur.” </span>  <span style="color: #333399;">Pearl Binder</span></em></strong></p>
<p><em></em>Ofis ortamında kazanan tarafta görünmenin kolay yolu takım elbise giymekdir. Serbest kıyafet ve/veya “smart casual” ile saygın ve otoriter görünmek zordur. O nedenle ürünleri bu tarza uyan markaların fiyatı yüksektir. Bu tarzda saygınlığı bulabilmek için kaliteli malzeme kullanılması gerektiği gibi, aksesuar kullanımı daha da önem kazanır.</p>
<p>Açıkça “smart-casual” veya Türkçe’ye “şık-spor” diye tercüme edilmesi gerekli tarzın, hakkıyla uygulanabilmesi ofis genelinde bütçeleri zorlar. Çalışanlar da bir noktada bütçe problemini kendi yorumlarıyla aşınca da ofiste bir görüntü kirliliği olması kazçınılmazdır.</p>
<p><em> </em><strong><em>Duyguları etkileyen üçüncü nedenise;giyimin ortamın enerjisi üzerindeki etkisidir.Kişilerin giyimi bulundukları ortamın enerjisini etkiler;</em></strong></p>
<p>Alışılagelmiş dışında giyinmenin yarattığı etkiyi canlandırmak için bir an plajda takım elbiseli insanların olduğunu düşünün. Ya da gittiğiniz restoranda uygunsuz kıyafette insanların olması sizde nasıl bir etki yaratır?</p>
<p>Sonuç: İş yerinde “serbest kıyafet” daha doğrusu “şık-spor” tarz uygulanabilir; ama iş yerinin iş yapış tarzı, müşterileri ve çalışma alanları düşünelerek, kuralların açıkça konulması ve sınırlarının belirlenmesi gereklidir.</p>
<p>Giyimin duygusal etkisi üzerine son sözü, geçenlerde televizyonda tekrar seyrettiğim Mankiewicz’in 1963 yapımı Kleopatra’sına bırakıyorum:</p>
<p><strong><em>Antonius: “Hıh, kraliçe! Kleopatra kraliçeymiş!&#8230; Neymiş kraliçe? Üstündeki giysileri çıkar, çıplak bir kadın kalır geriye!”</em></strong><strong><em></em></strong></p>
<p><strong><em>Rufius: “Aman efendim, sakın bunu generallerinizin yanında söylemeyin. Onlar da silahsızken çırılçıplak olduklarını bilirler ama bilinsin istemezler.”</em></strong><strong><em></em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/is-yerinde-%e2%80%9cserbest%e2%80%9d-giyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Renklerin Olumlu Etkisi</title>
		<link>http://www.ikbaloakley.com/renklerin-olumlu-etkisi/</link>
		<comments>http://www.ikbaloakley.com/renklerin-olumlu-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 23:28:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Giyim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[hangi renk neyi ifade eder]]></category>
		<category><![CDATA[reklerin önemi]]></category>
		<category><![CDATA[renklerin etkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ikbaloakley.com/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[Kendim de dahil çoğumuz renklerden bahsederken büyüleniriz. Hemen hemen herkesin imaj danışmanlığında en ilgi çekici bulduğu alan renklerdir. Renklerin psikolojik etkisi bilinçaltımıza öylesine işlemiştir ki; çoğunlukla günlük yaşamımızda farkında olmadan o etkiyi hisseder ve  sürekli kullanırız. Sizce güneşli bir günün ruhumuz üstündeki olumlu etkisinde renklerin payı yok mudur? Niye polis üniformaları genellikle siyah, hemşirelerin ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendim de dahil çoğumuz renklerden bahsederken büyüleniriz. Hemen hemen herkesin imaj danışmanlığında en ilgi çekici bulduğu alan renklerdir. Renklerin psikolojik etkisi bilinçaltımıza öylesine işlemiştir ki; çoğunlukla günlük yaşamımızda farkında olmadan o etkiyi hisseder ve  sürekli kullanırız.</p>
<p>Sizce güneşli bir günün ruhumuz üstündeki olumlu etkisinde renklerin payı yok mudur?</p>
<p>Niye polis üniformaları genellikle siyah, hemşirelerin ki ise beyazdır? Kahverengi üniformalı bir hemşire olabilir mi? Ya da kırmızı üniformalı polis&#8230;?</p>
<p>Ressamların bizi derinlemesine etkileyen eserlerinde renklerin psikolojik etkisi ustaca kullanılmamış mıdır?<span id="more-85"></span></p>
<p>Türkçe’de dilimize giren “karabasan” veya “içim karardı” gibi tanımlamaların yanı sıra protest müzik meraklıları muhakkak Bob Dylan’ın <strong>“A Hard Rain&#8217;s A-Gonna Fall”</strong> şarkısındaki  <strong>“where black is the colour, none is the number”</strong>(siyahın renk olduğu, hiçin sayı olduğu yer) sözleriyle açlık, yokluk ve baskının nasıl dile getirildiğini hatırlayacaktır..</p>
<p>Renklerin günlük yaşamımızda psikolojimizi etkileyen önemli bir faktör olduğunu kanıtlayan daha sayısız örnek verilebilir. Tek başına zaman zaman duygularımızı tanımlamak için bile renkleri kullanmamız renk psikolojisinin varlığının kanıtıdır.</p>
<p>Renk psikolojisi deyince akla ilginç bir özelliğin de, aynı rengin çok farklı amaçlarla kullanımı geliyor. Örneğin; dekorasyonda, minimalist ve sofistike görüntü vermek amacıyla kullanılan siyahın, aynı zamanda polis üniforması olarak kullanılması ve Bob Dylan’ın “siyahın renk olduğu yer” dizesi gibi. Nasıl oluyorda aynı renk birbirinden bu kadar farklı amaçlarla kullanılabiliyor.</p>
<p>Neden mi? Her rengin olumlu ve olumsuz olmak üzere iki türlü psikolojik etkisi vardır. Renkler uyum içinde kullanılırsa olumlu yönleri, uyumsuz kullanılırsa olumsuz etkileri ortaya çıkar. Yazının altında verdiğim, Wikipedia alıntılı tablo renklerin olumlu ve olumsuz etkilerini çok güzel açıklıyor.</p>
<p>Bir bakıma renkler, müzikteki notalara benzer. Nasıl güzel bir melodi kulağa hoş gelirken, iki uyumsuz notanın yan yana gelmesi kulağımızı tırmalıyorsa, aynı olay renkler içinde geçerlidir.</p>
<p>Çetin Altan’ın çok seneler önceki bir yazısında bahsettiği“Bethoven’in öküzü” sözünü hiç unutamam. Bethoven hayvanların müziğe duyarlılık oranını merak edip araştırmış, hemen hemen hepsinde bir duyarlılık olduğunu görmüş; sadece öküz dışında&#8230;öküz 20 saniye sonra algılayabiliyormuş müzikal bir sesi&#8230; O zamandan beri de müzik kulağı olmayan kişiler için bu tanımlama kullanılırmış&#8230; Çetin Altan yanlış hatırlamıyorsam, başka bir yazısında, müzik kulağı açısından kendisinin de bu sınıfta olduğundan bahsediyordu.</p>
<p>Çetin Altan gibi bir yazarın müzik kulağının hiç olmaması, insanların bir alanda hiç olmayan yeteneğinin başka bir alanda ne kadar yüksek olabileceğini gösteriyor. Nasıl müzik kulağı bazı kişilerde hiç olmayabiliyorsa, kimi insanın da“renk körlüğü” diye nitelendirilen bir derdinin olabileceği, bu kişilerin de kırmızı, mavi, yeşil gibi renkleri ayırt etmekte sorun yaşayacağı tıbben bilinen bir rahatsızlık.</p>
<p>Bir keresinde bana, renk analizi için gelen bir danışanım, analizin başında, kendisinin renk körü olduğunu bildirmişti. Yaptığım analizlerdeki esas amacımın, renk etkisini danışanıma göstermek istediğim için, ilk önce çok zorlanacağımı zannettim. Fakat danışan, renk körü olmasına rağmen renklerin yüzündeki etkisini birçok kişiden daha iyi gördü. Çünkü renge değil, önemli olan yüzündeki “yansımaya” bakıyordu. O zaman olayın sadece rengin yansıması olmadığını anladım. Ten rengi, yanına gelen renklere göre karakter değiştiriyordu; aynı Joen Wolform’un aşağıdaki alıntısında belirttiği gibi;</p>
<p><strong><em><span style="color: #993300;">“Renkler statik değildir, aynı insanlar gibi, birlikte bulundukları diğer renk gruplarına göre karakter değiştirirler” </span> </em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #333399;"><strong><em>Joen Wolform  “The Magic Effects of Color”</em></strong></span></p>
<p><strong><em></em></strong>Wikipedia’da renklerin olabilecek  olumlu ve olumsuz etkileri şöyle sıralanıyor:</p>
<p>&nbsp;</p>
<table width="473" border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" bgcolor="#f1f1f1">
<tbody>
<tr bgcolor="#FFFFCC">
<td width="81">
<div align="center"><strong>Renk</strong></div>
</td>
<td width="190">
<div align="center"><strong>Olumlu</strong></div>
</td>
<td width="170">
<div align="center"><strong>Olumsuz</strong></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #808080;"><strong>Gri</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #808080;">Zerafet, alçak gönülülük, saygı,  huşu, istikrar, incelik, ebedi, bilgelik</span></td>
<td><span style="color: #808080;">Anakronizm, sıkıcı, çürük, yıpranmış, silik, sönük, toz, hava kirliliği</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kırmızı</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #ff0000;">Tutku, kuvvet, güç, enerji, ateş, aşk, seks, heyecan, hız, liderlik, maskülenlik</span></td>
<td><span style="color: #ff0000;">Tehlike,ateş, aşırı süs, kan, savaş, kızgınlık, devrim, saldırganlık</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #0000ff;"><strong>Mavi</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #0000ff;">Deniz, gök, barış, birlik, uyum, sakinlik, özgüven, sadakat, soğukkanlı, temiz, su, buz, kış, güvenirlik, sadakat</span></td>
<td><span style="color: #0000ff;">Depresyon, soğukluk, buz, kış, müstehcen, itici</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #008000;"><strong>Yeşil</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #008000;">Doğa, ilk bahar, üretkenlik, dinçlik, genç, taze, çevreci, zenginlik,  iyi şans, cömertlik, geç, çimen</span></td>
<td><span style="color: #008000;">Saldırgan, deneyimsiz, kıskanç, hastalıklı, açgözlü, radikal dindar</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #ffff00;"><strong>Sarı</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #ffff00;">Gün ışığı, yaz, neşe, mutluluk, optimism, ümit, idealizm, zenginlik (altın)</span></td>
<td><span style="color: #ffff00;">Korkak, hastalık (karantina), tehlike, sahtekar, para hırslı, hanım evladı, efemine, zayıflık</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #800080;"><strong>Mor</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #800080;">Ruhani, yaratıcı, zenginlik, asalet, soyluluk, gizem, bilgelik, aydınlatıcı</span></td>
<td><span style="color: #800080;">Kibir, frapan, aşırı süs, matem, saygısız, abartı, şaşkınlık</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #ff6600;"><strong>Turuncu</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #ff6600;">Budizm, enerji, denge, ısı, ateş, heyecan, frapan, oyuncu</span></td>
<td><span style="color: #ff6600;">Saldırgan, kibir, frapan, aşırı süs, fazla hareketli, uyarı, tehlike, ateş</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #c0c0c0;"><strong>Beyaz</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #c0c0c0;">Huşu,  saflık, kar, kış,  barış, emiz, basit, emniyet, alçak gönüllülük, evlilik, steril</span></td>
<td><span style="color: #c0c0c0;">Soğuk, kış, steril, klinik, teslim, korkak, yaratıcılıktan uzak</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #000000;"><strong>Siyah</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #000000;">Modern, stil, güç, ince zevk, resmi, zerafet, servet, esrarengiz</span></td>
<td><span style="color: #000000;">Şeytani, ölüm, korku, kızgın, üzgün, pişmanlık, matem, mutsuz, esrarengiz</span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div align="center"><span style="color: #993300;"><strong>Kahverengi</strong></span></div>
</td>
<td><span style="color: #993300;">Sakin, derin, doğal, doğa, zenginlik, rustik, stability, tradition</span></td>
<td><span style="color: #993300;">Anakronizm, sakar, kaba, kirli, sıkıcı, yoksulluk, ağırlık, kaba</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em></em>Renklerin olumlu etkisini üzerinizde uygulayabilmek için renk analizi eğitimine yer ayırtın:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ikbaloakley.com/renklerin-olumlu-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

