Giysiler Markanızın Ambalajıdır

markalar giysilerin ambalaj

Emre Konuk da yukarıdaki alıntısında belirttiği gibi; ormana terk edilmiş olmadığımız sürece çevremizde hep insanlar var ve ister istemez her zaman o insanlarla iletişim halindeyiz.

Yine yukarıdaki yazının psikolojik kısmını özetlersek: benliğimizi insanların bize tuttuğu aynadaki görüntü oluşturuyor. Bu görüntü her ne kadar ilk önce gerçek biz değil de, çevremizin bizi algılayış şekli olsa da, sonuçta benliğimiz üzerinde belirleyici etki yapar.

Yani biz ne yansıttığımızla, önce insanların kafasındaki resmi çiziyoruz, sonra da o resimin akisi kendi özbenliğimizin oluşmasında etkili oluyor.

Kendi özbenliğimizin bu kadar basit bir şeyle oluşması ne kadar enteresandır. Üstelik de insanların kafasındaki o resmi de çoğunlukla farkında olmadan oluşturuyoruz.

O resmin oluşmasını sağlayan iki etken var. Ne yaptığımız ve ne söylediğimiz, yani anlattıklarımız. İnsanlar sadece sözlerle değil, bir de sözsüz konuşurlar. Tavır, davranışlar, vücut dili, giyim, hepsi sözsüz iletişimin parçalarıdır.Bunlarla genellikle farkında olmadan, zaman zaman oldukça yüksek sesle de verebileceğimiz mesajlardır; özellikle de ilk izlenimde…

Bu nedenle hangi ortamda, ne zaman, ne giyileceği büyük bir merak konusudur. Herkes ilaç gibi bir çeşit sihirli formül ister.Neyi, nerede, nasıl giymeli? Neyi, neyle giymeli? Bu soruların cevabını arayanlar için yazılan yazı ve kitap sayısı da oldukça fazladır.

Ortama uygun giyinmek tabii ki çok önemlidir, kişi her zaman ortama uygun giyinmelidir;ama bunu yaparken, kitapda yazılı kalanlara bağlı kalarak, bir noktada ezberci bir mantığın içine girip, kendisinin kim olduğunu yansıtacak giysileri giymeye de özen göstermeyi unutmamalıdır.

Sadece hangi ortamda, hangi pozisyonda ne giyilmeli, hatalar nasıl kapatılmalı sorularına odaklı giyim yaklaşımı, asıl önemli olan giysinin içindeki kişiyi önemsemediği gibi, karşı tarafa, sizin yaratıcılıktan uzak, hatta sıkıcı olduğunuz mesajını verebilir.

Böyle olunca kendinizi o giysi içinde de rahat hissedemezsiniz. Bunun nedeni biraz da kendinizi iyi ifade edemediğiniz veya gerçeği söyleyemediğinizde hissettiklerinize benzer duygulara  kapılmanızdandır.

Aslında iş hayatında bir çok meslek grubu için; sonunda giyilen üniformadır, bunu ne kadar değiştirebilirsiniz, diyeceksiniz.  Doğru ama iş hayatında herkesin üniformayı kendi tarzına uygun yorumlama özgürlüğü de vardır. Örneğin kumaşın yapısı, kullandığınız desenler, aksesuarların tarzı, giysilerin kesimi gibi bir çok şey sizin seçeneğiniz olabilir.

Sonuçta insanların yargılarında, dolayısıyla sizin benliğinizin oluşumunda dış görünüşünüz önemli rol oynuyor. Sıradan veya olağan üstü, kendinize has görünmek sizin elinizde.

Dikkat edin sinema dünyasının, değişik imajlar yaratmak için kullandığı en önemli araçlardan biri de giysilerdir. Sarah Jessica Parker 82. Oscar ödül töreninde, en iyi kostüm tasarımcısını anons ederken, “filmlerde giyilen kostümlerdeki ince detayların oynayan karakterin kimliğini  belirlediğini” boşuna söylemedi.

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply