İş Yerinde “Serbest” Giyim ?

isyerinde-serbest-giyim

Yaşadığımız çevre duygularımızı etkiler. İçinde bulunduğumuz ortamın dekorasyonu, birlikte olduğumuz  kişilerin yaklaşım, tavır ve davranışları gibi bir çok faktör  duygularımızı etkiler.

Ofis ortamında da durum farklı değildir.Tavır ve davranışlar bulaşıcıdır. Olumsuz tavırlı bir kişi ofis genelinde olumsuz tutumun hakim olmasına neden olurken, neşeli biri de enerjisinin tüm ortama yayılmasını sağlayabilir.

Bir diğer önemli etkeniniş yerindeki giyim tarzı olduğunu, giyimin duyguları, dolayısıyla tavır ve davranışları etkilediğini, hatta giyimin kendisinin bir davranış biçimi olduğunu hiç düşündünüz mü? Örneğin: giderek yaygınlaşan  “serbest giyim” uygulaması da, bir bakıma giyimin duygular üstündeki etkisini kullanmak için  değil midir? Sonuçta amacımız iş yerlerini daha keyifli bir ortam haline getirmek ve çalışanları memnun etmek değil mi?

Öte yandan, “serbest giyim” uygulaması duyguları olumlu etkilediği gibi, olumsuz da etkileyebileceğini unutmamak gerekir. Nitekim,bu uygulamaya geçen kuruluşları yakından incelediğimizde bir çok yönetici ve çalışanın, uygulamanın sonucundan pek de memnun olmadığını görüyoruz.

Nasıl oluyor da çalışanları memnun etmek, ortamı neşelendirmek amacıyla getirilen bir rahatlık, neredeyse rahatsızlık verebilecek bir noktaya geliyor? Az önce bahsedşldiği gibi duygularmız mı etkileniyor?

Evet!  Üç nedenden dolayı duygularımız etkileniyor. İlk ikisini ünlü antropolojist Pearl Binder’ın“Dressing Up, Dressing Down” kitabından aldığım alıntılarla özetleyebilirim:

 Birincisi: Giyilen kıyafetin giyenin duyguları üzerindeki etkisidir:

“Giysiler insan vücuduna temas eden en yakın nesne olması nedeniyle öncelikle giyenin hislerini etkiler…..”           Pearl Binder

Sabah aynadaki görüntünüzden memnun olduğunuz günler kendinizi iyi hissederek evden çıkarsınız, gün boyu aldığınız olumlu geri bildirimlerle özgüveniniz ve moraliniz daha da artar. Tabii bu durumun tersi de olabilir, kendinizi kötü gördüğünüz günler nedense her işiniz de ters gider?

Honore de Balzac bu döngüyü keskin bir dille;  “Giyime özen göstermemek moral intahardır”  diye özetliyor.

Çevrenizde etki yaratmak istemediğiniz, ofise ziyaretçi dahi gelmediği günlerde dahi, giyiminizi seçerken, giyimin moral etkisini düşünmeniz sizin içinönemlidir.

 İkincisi: Giyimimiz çevremizde yarattığımız etki üstünde önemli  rol oynar;

 “…..aynı zamanda da diğer kişiler tarafından da giyenin bir parçası olarak algılanır. Bu nedenle tarihin her evresinde giyimin, insan yaşamında büyük rol oynadığını görüyoruz…..  kim olursa  olsun,  insanların kazanan tarafta olma isteği  giyim tarihinin itici gücü olmuştur.”   Pearl Binder

Ofis ortamında kazanan tarafta görünmenin kolay yolu takım elbise giymekdir. Serbest kıyafet ve/veya “smart casual” ile saygın ve otoriter görünmek zordur. O nedenle ürünleri bu tarza uyan markaların fiyatı yüksektir. Bu tarzda saygınlığı bulabilmek için kaliteli malzeme kullanılması gerektiği gibi, aksesuar kullanımı daha da önem kazanır.

Açıkça “smart-casual” veya Türkçe’ye “şık-spor” diye tercüme edilmesi gerekli tarzın, hakkıyla uygulanabilmesi ofis genelinde bütçeleri zorlar. Çalışanlar da bir noktada bütçe problemini kendi yorumlarıyla aşınca da ofiste bir görüntü kirliliği olması kazçınılmazdır.

 Duyguları etkileyen üçüncü nedenise;giyimin ortamın enerjisi üzerindeki etkisidir.Kişilerin giyimi bulundukları ortamın enerjisini etkiler;

Alışılagelmiş dışında giyinmenin yarattığı etkiyi canlandırmak için bir an plajda takım elbiseli insanların olduğunu düşünün. Ya da gittiğiniz restoranda uygunsuz kıyafette insanların olması sizde nasıl bir etki yaratır?

Sonuç: İş yerinde “serbest kıyafet” daha doğrusu “şık-spor” tarz uygulanabilir; ama iş yerinin iş yapış tarzı, müşterileri ve çalışma alanları düşünelerek, kuralların açıkça konulması ve sınırlarının belirlenmesi gereklidir.

Giyimin duygusal etkisi üzerine son sözü, geçenlerde televizyonda tekrar seyrettiğim Mankiewicz’in 1963 yapımı Kleopatra’sına bırakıyorum:

Antonius: “Hıh, kraliçe! Kleopatra kraliçeymiş!… Neymiş kraliçe? Üstündeki giysileri çıkar, çıplak bir kadın kalır geriye!”

Rufius: “Aman efendim, sakın bunu generallerinizin yanında söylemeyin. Onlar da silahsızken çırılçıplak olduklarını bilirler ama bilinsin istemezler.”

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply