Kaliteden, Yaşam Kalitesine Geçişin 10. Yılı

Ikbal Oakley diyor ki

RENKLER, STİL, İMAJ ve ÖTESİ

Bu yıl renk analizinin sihirli etkisine kapılıp, yaşamlarda fark yaratma tutkusuyla başlayan imaj ve imaj danışmanlığı kariyerimde 10. Yılımı dolduruyorum. İmaj danışmanlığından önceki kurumsal deneyimimi bilenler,  yaşantımı böylesine değiştirecek bir karar almamın çok güçlü ve cesur bir adım olduğunu söylüyorlar. Her ne kadar prensibin değişmediğini, eskiden ürün kalitesi ile,  şimdi de yaşam kalitesi ile ilgilendiğimi söylesem de, bu yorumlarda haklılık payı olduğunu itiraf etmeliyim.

Kendi renklerimi 40 yaşından sonra keşfetmenin ne kadar büyük bir zaman kaybı olduğunu düşünüp, daha sonra da stil analizleri sırasında, kendimle ilgili o ana kadar bilinç altında olup da farketmediğim bir çok detayın, bilinç üstüne çıkması ile geçirdiğim şokun gücü,bir anda kariyer hayatımı başka bir yöne çevirmeye yetmişti. Bana bu kararı verdiren bir bakıma da, imajın ne kadar güçlü  ve ne kadar çok şeyi kapsayan bir kavram olduğunu görmekdi. Bir anlamda büyülenmiştim.

İmaj aslında göze görünenden çok daha fazlasını kapsayan tılsımlı bir sözcük; farkında olarak veya olmayarak geçirilen bir  markalaşma süreci sonunda kişinin çevresinde yarattığı duygusal etkinin tanımlaması . Bu öyle bir etki ki inanılarak ve akıllı kullanıldığında kişinin yaşamını çok yönlü değiştirebilir.

İşin doğası gereği, imaj danışmanlığının da görevi sadece giyimle sınırlı olmamalı. İmaj danışmanı, danışanının çevresinde yarattığı duygusal etkide farkındalık kazanmasını sağlamalı ve bu etkinin yönetimi olan kişisel markalaşma sürecinde de ona yardımcı olmalıdır.

Bu nedenle 10. yılımı tamamlarken, yenileyerek tekrar hazırladığım bu sitede amacım renk analizi, stil analizi, moda vb. gibi dış görünüşle ilgili konuların  yanı sıra, geçmiş kurumsal ve yaşam birikimimle 10 yıllık deneyimimi birleştirdiğim kişisel markalaşma, yaşam ve  yaşam kalitesi ile ilgili yaklaşım ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmakdı.

Kendi 10 yılımın kısa hikayesi ile başladığım yeni siteme, ilk yazımı da her markanın başlangıcı olması gereken“Hikaye” ile seçtim.

“Her markanın bir hikayesi vardır ; bu hikayenin ne olduğu nasıl anlatıldığı ile de yakından ilgilidir”

Hikayeniz Gerçeğe Uygun Olsun!

Seth Godin’in “Tüm Pazarlamacılar Yalancıdır” kitabını markalaşma ile ilgisi olan herkesin okumasını öneririm.

Seth Godin kitabında; pazarlamacıların aslında yalancı olmadıklarını, fakat çok iyi hikaye anlattıklarını söylüyor. Kitaptaki hikaye benzetmesini vizyon, değerler ve ürün fonksiyonu çerçevesinde oluşturulan ürün ambalajı ve iletişim stratejisi olarak tanımlayabiliriz. Godin anlatılan hikayenin toplumun bir bölümünün dünya görüşü ile uyum sağlamasını, duyguları motive etmesi gerektiğini ve en önemlisi de, gerçeğe uygun yani otantik olması gerektiğini belirtiyor.  Bu noktada yalancılığı ve sahtekarlığı ayırmış. Negatif duyguları kullanan, gerçeklere aykırı, bulunduğunda tüketicileri aptal konumuna düşüren yalanlara sahtekarlık demiş. Pazarlamacıların bu hataya düşmemelerini, insanların kendilerini iyi hissetmesini sağlayacak, gereçeğe uyan hikayeler yazmalarını önermiş. Güzel hikayelerin başarılı ürünleri ve markaları yarattığını da kitabı boyunca örneklerle anlatmış.

Sizce kişisel markalaşma sürecinde de aynı şey geçerli olmalı mı?

Aslında kişisel markanın kurumsal marka ile karşılaştırıldığında önemli bir farklılığı var. Şöyle ki; başarısız bir marka girişiminin sonunda ürün piyasadan kalkar, kurum devamlılığını sürdürmeyebilir ama kişisel marka açısından konuya baktığımızda markamızla yaşamaktan başka bir  seçeneğimiz olmadığını görüyoruz. Ne yaparsak yapalım, hepimiz bulunduğumuz çevrede bir markayız; pozitif, negatif veya nötr ama hepimizin bir markası var.

Çevremizde oluşturduğumuz markanın bize uygun olup olmadığı ise öncelikle araştırılması gereken bir konu. Profesyoneller ve girişimciler olarak markamızı tanımlama konusunda  zamanında ve disiplinle hareket etmezsek, markamızın bizim için başkaları  tarafından tanımlandığını görürüz. Ne var ki  bizim kontrolümüz dışında bize yakıştırılan marka genellikle  bizim seçmek istediğimiz değildir… İşte bu nedenle doğru olan başkalarının bizi tanımlamadan bizim kendinizi tanımlamamızdır.  Kişisel marka stratejimizi gecikmeden oluşturmamız önemlidir.

Marka stratejimiz ise kısaca değerlerimiz, kişiliğimiz ve hedeflerimiz üzerine oluşturacağımız, Seth Godin’in kitabında belirttiği gerçek hikayemizin pazarlamasıdır. Uzmanlara göre kişisel markanın dört bileşeni var; kişiliğiniz, görünüşünüz, yetkinlikleriniz ve farklılığınız. Her bireyin çevresinde oluşturduğu izlenim bu kriterlerin bileşiminin sonucundaki algılamadır. Başka bir açıklamayla çevremizde soyut ve somut olmak üzere iki düzeyde algılama (marka) oluşturuyoruz. Somut; topluma sunduğumuz yaptığımız iş ile ilgili avantajlar, soyut  ise çevremizde uyandırdığımız pozitif  hisler ve güvendir.

Güven dış görünüşte istikrarla başlar. Dış görünüşümüzün ve imajınızın tüm bileşenlerinin bir bütünsellik içinde istikrarlı olması ve  kişisel hikayemizle, yani söylediklerimizle  uyum göstermesi esas prensip olmalıdır.Bizi başkalarından ayıran özellikleri belirlememiz, tavır ve davranışlarımızla, stilimizle, modayı kendi yorumlayış şeklimizle şahsiyetimizi dış dünyaya tanıtmalıyız.

Bakın kişisel marka konusuyla ilgili son zamanlarda okuduğum bir kitapta rastladığım aşağıdaki karikatür kişisel markalaşma sürecini ne kadar güzel anlatıyor.

İkbal Oakley

You can leave a response, or trackback from your own site.

4 Responses to “Kaliteden, Yaşam Kalitesine Geçişin 10. Yılı”

  1. Seda Koyuncu diyor ki:

    İkbal Hanım ve Melek Hanım,

    Ellerinize sağlık! Zevkle okunacak, takip edilecek bir site yaratmışsınız.

    Sizlere ve “Biz”lere nice 10 yıllar diliyorum.

    Seda

    • admin diyor ki:

      Teşekkür ederim Seda’cığım.

      Melek’le birlikte keyifle çalıştık. Olumlu geri bildirimler bizi daha da memnun ediyor.

      Hepinize nice 10 yıllar; ama ondan önce başarı, mutluluk, neşe ve tabii ki Renk dolu bir 2012 yılı diliyorum.

      Sevgilerimle

      Ikbal Oakley

  2. Zeynep Göğüş diyor ki:

    İkbalcim siten çok çok güzel olmuş. Eminim büyük emek harcadın, ama değmiş.
    Ben de sana güzel bir yıl diliyorum, senin de alıntıladığın gibi yaşam kalitemizin yükseldiği bir yıl olsun!
    Sevgiler canım…

    ZEYNEP GÖĞÜŞ
    Başkan

  3. Sedef KABAŞ diyor ki:

    Sevgili İkbal,

    Yeni siten hayırlı olsun. Eskisi de güzeldi, şimdiki de gayet güzel olmuş. Senin renklerinle (sonbahar) tasarlanmış.

    Şimdiden yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım.

    Yeni yılda görüşmek üzere

    SK

Leave a Reply