Kendimizle İlgili Düşüncelerimiz Bir Yansıma mıdır?

kendimizle ilgili

Emre Konuk İşte İnsan’daki “Ben Kimim?” başlıklı bir yazısında şöyle diyordu; “Ormana terk edilmiş vahşi bir çocuk olmadığımız sürece, çevremizde hep insanlar var ve her zaman ister istemez sözlü veya sözsüz iletişim halindeyiz. Birçok farklı ortama  giriyor, değişik gruplara dahil oluyor ve her ortamda etkileşim içinde oluyoruz. Benlik duygusunu bu etkileşim ve iletişim oluşturuyor”.

“Sen nasıl birisin?” sorusunun cevabını kişinin kendisi için bulmasının oldukça zor ve çaba gerektiren bir arayış olduğunu vurgularken, insanın bunun için bir aynaya baktığını; ama duvarda asılı olana değil, her etkileşimde başka kişilerin ona tuttuğu aynaya baktığını anlatıyor.

“Ayna benlik” kavramını ortaya atan  ilk kişi olarak belirttiği Charles Cooley’den, bu kavramın benlik oluşumundaki üç önemli unsurunu sıralıyor:

1)    Başkalarına nasıl göründüğümüzü kafamızda canlandırırız,

2)    Bu canlandırdığımız görüntünün başkaları tarafından nasıl yargılandığını canlandırırız,

3)    Bu canlandırdığımız yargılar ile benliğimizi oluştururuz.

“Bu şekilde kendi hakkımızdaki düşüncelerimiz, aslında başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüklerini düşünmemiz ile oluşur.” diyerek yazısının bu bölümünü bitiriyor.

Emre Konuk bu yazıyı yazarken dış görünüş ile pozitif psikoloji arasındaki ilgiyi düşündü mü? Bilmiyorum ama bence yazı dış görünüşün ne kadar önemli olabileceğini çok güzel anlatıyor. Gerçek şu ki; dış görünüş terfi veya kişinin sözünü dinletmesi için önemlidir ama en önemli etkisi kişinin kendine özsaygısı ve özgüveni üzerinedir.

Neden mi? İnsanların bizim hakkımızdaki düşüncelerini oluşturduğu ilk şey olması nedeniyle. Aslında dahası da var; iyi göründüğümüz zaman, yani başkalarının bize tuttuğu değil, duvarda asılı olan aynadaki görüntümüzden de memnun olduğumuz zaman kendimizi iyi hissederiz, çevreye olumlu mesajlar verir, çevremizden gelişmemiz için bir bakıma temel gıda diyebileceğimiz olumlu geri bildirimi alır ve ileriye doğru gelişen olumlu bir döngü içine gireriz.

Tabii ki bu döngüyü ters çalıştırarak, zaman zaman kişinin yaşamını olumsuz bir kısır döngü içine sokması da  mümkündür. Olumlu geri bildirim almamak, kendini kötü hissetmek, kendinle barışık olmamak, dolayısıyla kötü görünmek gibi. Nedense böyle zamanlar her işimizin de ters gittiği zamanlardır…

Kişinin kendine bakması, iyi görünmesi, çevreye olumlu mesajlar vermesi bir bakıma bu kısır döngüden çıkmasını sağlar.

“Hep aynı şeyleri yapıp, değişik sonuçlar beklemek çılgınlığın tanımıdır” diyor Albert Einstein.  Kısır döngüden çıkmak için değişik bir şeyler yapma fırsatını neden kullanmayalım?

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply